Kara Köşe /


Aleksander Berkman - Devrim ölmüştür, ruhu ise bozkırda haykırıyor..

Aleksander Berkman - Devrim ölmüştür, ruhu ise bozkırda haykırıyor..

Yayınlanma   6 Şubat 2020

17 yaşındayken Rusya’dan ayrılıp ABD’ye gelen Aleksander Berkman, 33 yıl boyunca mücadele ettiği topraklardan sürgün edildiğinde özgürlüğe ve adalete olan tutkusundan hiçbir şey kaybetmemişti. Doğup büyüdüğü topraklara gelir gelmez, yepyeni bir enerjiyle devrimci eylemlere atıldı. Birkaç ay boyunca Emma Goldman’la birlikte Archangel’den Odessa’ya kadar tüm Rusya’yı dolaştılar ve Bolşeviklerle işbirliği içerisinde Petrograd’daki Devrim Müzesi için malzeme topladılar.

Ama çokgeçmeden Bolşevikler tarafından uygulanan yöntemler bütün coşkularını söndürdü.

Uzun süren bir sürgün yolculuğundan sonra Devrimci Rusya diye tariflediği topraklara ayak basar basmaz, günlüğüne “İnsanlığı kucaklamayı, kendimi toplumsal devrimin hizmetine bin kez vermeyi özlemiştim, hayatımın en yüce günüydü.” diye yazan Berkman, yaklaşık 3 yıl sonra doğup büyüdüğü topraklardan ikinci kez ayrılacaktı:

“Kasvetli günler yaşıyoruz. Umudun közleri birer birer söndü. Terör ve despotizm Ekim’de doğan yaşamı ezmiştir. Devrimin sloganları terk edilmiş, onun idealleri halkın kanında boğulmuştur. Dünün soluğu milyonları ölüme mahkum ediyor, bugünün gölgesi kara bir kefen gibi ülkenin üstüne örtülüyor. Diktatörlük kitleleri ayakları altında eziyor. Devrim ölmüştür, ruhu ise bozkırda haykırıyor.

Bolşeviklerle ilgili hakikati söylemenin tam zamanıdır. Bu beyazlatılmış türbenin maskesi çıkarılmalı, uluslararası proletaryayı aldatan bu fetişin çamurdan ayakları net bir şekilde ortaya serilmelidir. Bolşevik mit yıkılmalıdır! Rusya’dan ayrılmaya karar verdim.”

Berkman’ın tanıklığı, toplumsal devrim mücadelesi verenler olarak, iktidarın ne demek olduğunu aklımızda tutmak adına; bu mücadeleyi örgütleyenler olarak, bir toplumsal devrimle siyasal el değişikliğinin farkını anlatabilmek adına; ezilenler olarak, siyasi irademizi sözde bizim lehimize eline almaya çalışanların aslında ne yapmak istediklerini anlamak adına; anarşistler olarak, yaşadığımız ihanetin, siyasi zorbalığın, sindirme politikalarının, katliamların nasıl özgürlükçü renklere boyanabileceğini görmek adına önemli bir yerde duruyor.

yazdır

  Şurada paylaş: