İktidara Karşı Koyuşumuz Anarşist Bir Etiktir! - Hüseyin Civan

İktidara Karşı Koyuşumuz Anarşist Bir Etiktir! - Hüseyin Civan

(tahmini okunma süresi 3 dakika)

Yayınlanma   8 Nisan 2019
#Anarşizm #etik #evrim #iktidar #Kropotkin
#Karala Dergi #sayı 2

Etik, doğal bir yetenektir. Hayvanın evriminde, insanın dik durmasından önce gelir. P. Kropotkin

Anarşizm ve iktidar arasındaki ilişki, iki zıttın birlikte varlığı değildir. Diyalektikçilerin görmekten hoşnut olacağı bir ikilik değildir. Tarih içerisinde birinin evrilmesiyle birisi açığa çıkmaz. Ya da tarihsel süreç içerisinde, biri diğerinin içerisinde var olup zamanı geldiğinde açığa çıkmaz. Örneğin sosyalistlerin, sosyalizmin kapitalizm içerisinde geliştiğini iddia ettiği gibi bir ilişki geçerli değildir anarşizm için. Yani iktidardan evrilmez!

Kuşkusuz anarşist mücadelenin bir süreci vardır. Ancak iktidarla ilişkisi bugün neyse dün de odur; yarın da öyle olacaktır!

Açıkça bu ilişki basittir. Birisi varsa ötekisi yoktur. Birlikte var olamazlar. Anarşizmin iktidar mekanizmaları ve iktidar ilişkileriyle derdi varoluşsaldır. Anarşizm iktidarı ve onunla ilgili olan her şeyi; mekanizmaları, kurumları, ilişkileri yok etmektir. Anarşizmin karşısında durduğu tüm mekanizma ve ilişkiler, anarşist düşüncenin ve eylemin varlığını yadsır. Bu tarz bir karşıtlık, birlikte ve uyum içerisinde var olmayı hedeflemez. Politik varlıklarını birbirleriyle ilişkilendirmez. Ama bu anarşizmi salt “karşıt olmaya” indirgemez. Ancak karşı çıkmakla yetinmeyi savunmaz anarşizm. Nedensiz bir karşı çıkışı da “her şeye karşı” oluşu da ideolojinin bir parçası saymaz. Anarşizm salt karşı olmanın, muhalefet etmek için muhalefet etmenin ideolojisi değildir.

Bu iktidar karşıtlığı anarşizm ideolojisinin, felsefesinin, etiğinin temelidir. İktidarlı ilişkileri, mülkiyete ve otoriteye dayalı mekanizmaları yok etmeyi tasarlar. Bunun yanında paylaşma ve dayanışmayı; iktidarsız ilişkilerle oluşturulmuş toplumsal bir yapıyı; mülkiyetin olmadığı, sömürüsüz, ihtiyaç temelli bir ekonomiyi; merkezsiz ve federe bir yapıya sahip siyasal örgütlenmeyi savunur. Karşı olmak, karşı olduğu şeyi yıkmak ve yerine tahayyülünü kurduğu bir yaşamı yaratmak için yöntemler oluşturur.

İktidara karşı koyuş, yaratılmak istenen iktidarsız bir dünyanın tohumlarını atmak için elbette önemlidir. Yeni dünyanın şimdiden oluşmasının yegane koşullarındandır. Ama sadece sonrayla ilgili değildir iktidara karşı koyuş. Tek değerleri adaletsizlik, kölelik, rekabet ve bencillik olan mevcut sistem içerisinde iktidara karşı koyuş şimdiyle de ilgilidir.

İktidara dayalı ekonomik, siyasal ve toplumsal yapılar ve ilişkiler kendi varlıklarını bir dizi değer, ilke ya da kuralla açıklamaya ve meşrulaştırmaya çalışırlar. Yarattıkları bu değer, ilke ya da kurallar “iktidar”ın varlığını gizlemekten başka bir işe yaramaz; efendilerin işlerine gelmediği zamanlarda bunlar kullanılmaz. Eşitlik, özgürlük, kardeşlik vb. değerler üzerinden yaratılan söylemler adaletsizliklerin, köleliğin, uyumsuzluğun ideolojilerinin, düşünce sistemlerinin, dinsel ve ekonomik yapıların iktidarlı işleyişlerini örtmek için kullanılır.

Bu değerleri oluşturan devlet, din, kapitalizm gibi kurumların bu değerlerin içselleştirilmesiyle derdi yoktur; iradeleri yok sayıp tüm bireylikleri, tüm varlıkları yaratmak istedikleri büyük nesnelliğin içerisinde eritmeye çalışırlar. Tüm bu kurallar dayatılır.

İktidara karşı koyuş, işte bu yüzden şimdiyle ilgilidir. Karşı koyduğu anda ona dayatılan itaate, köleliğe, iradesizliğe karşı çıkar birey özgürleşir! Karşı koyduğu anda, içinde yaşadığı adaletsizliklerin bir parçası olmayı reddeder! Özgür ve adaletli bir dünyaya atılan önemli bir adımdır.

İktidara karşı koyuş başka bir değer sistemine giriştir. Bu değerler, sadece kendini düşünen bir özneyle ilişkili değildir. İçinde yaşanılan dünyadaki tüm varlıkların birbirleriyle kurduğu ilişkiye odaklanır. Adaletsizliğin ortaya çıkmadığı bir uyumu hedefler. Paylaşma ve dayanışmayla bu ilişkinin somutlaşacağını bilir.

Bu değerler anarşist etiğin kendisiyle ilişkilidir. Anarşist ideolojinin özünde yatar. İdeolojiyi nasıl toplumsallaştırmaya çalışıyorsak bu değerlerin toplumsallaştırılması da toplumsal devrim mücadelesinde önemli bir yer tutar.

O yüzden, yoldaş Kropotkin’in söylediği gibi;** iktidar karşısındaki dik duruşumuz, evrimdeki dik duruşumuzdan önce gelir.**

Print Friendly and PDF

  Şurada paylaş:


Benzer Yazılar

ANARŞİST DERGİ KARALA’NIN 2. SAYISI ÇIKTI!

ANARŞİST DERGİ KARALA’NIN 2. SAYISI ÇIKTI!

Daha fazla oku...

Sokrates’ten Kropotkin’e Erdem - Ece Uzun

Arete, Türkçe’ye erdem olarak çevrilse de, Latince pek çok farklı anlamı içinde barındırmaktadır. “Her varlığın kendine özgü fonksiyonu en iyi biçimde yerine getirme” olarak tanımlanır. Kimi zaman mükemmellik olarak tanımlansa da, bireyi oluşturan “iyi” özelliklerin tümü şeklinde bir karşılığının olduğu söylenebilir. Erdem her ne kadar; özellikle Nietzche’den beri evrim geçirse de, bireyi ve toplumu anlamak ve buna yönelik belirlemeler yapmak açısından önemlidir. Bu yazıda; erdem çevirisini kullanacak ve erdeme dair ilkçağ felsefesinden hareketle küçük bir sorgulama yapacağız.

Daha fazla oku...

Deliler Köyü Geel

Kropotkin 1877’de Paris’te, “Hapishanelerin Mahkûmlar Üzerindeki Moral Etkileri” başlığı altında verdiği konferansta akıl hastalarının durumundan da söz etmişti. Kropotkin’e göre onların zincirlerinden kurtulmuş olmaları yeterli değildi. Gerçekten sağlıklarına kavuşmaları isteniyorsa kapatıldıkları akıl hastanelerinden dışarı çıkarılmalıydılar. İşte o zaman “Özgürlük mucizeler gerçekleştirecekti”. Anarşist Kropotkin, bu savlarına bir de kanıt gösteriyordu: Geel adlı “deliler köyü”. Geel, Ortaçağ’da Anvers (Belçika) yakınlarında küçük bir köydü. Burada putperest babası tarafından öldürülmüş ve akıl hastalarının koruyucusu sayılan Azize Dymna adına yapılmış bir kilise, kilisenin hemen yanında da bir şifa yurdu bulunuyordu.

Daha fazla oku...