Ankara – Anarşist Dergi https://karala.org Karala Thu, 30 Jun 2022 16:43:25 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9 https://karala.org/wp-content/uploads/2022/01/cropped-C1ZNtCuW_400x400-32x32.jpg Ankara – Anarşist Dergi https://karala.org 32 32 202283703 10 Ekim Ankara Katliamı’nın 80. Ayında Tren Garı Önündeyiz! https://karala.org/eylem/10-ekim-ankara-katliaminin-80-ayinda-tren-gari-onundeyiz/ https://karala.org/eylem/10-ekim-ankara-katliaminin-80-ayinda-tren-gari-onundeyiz/#respond Fri, 10 Jun 2022 16:42:00 +0000 https://karala.org/?p=1525 10 Ekim Ankara Katliamı’nın 80. ayında tren garı önündeyiz.

Unutmak Yok Affetmek Yok!

]]>
https://karala.org/eylem/10-ekim-ankara-katliaminin-80-ayinda-tren-gari-onundeyiz/feed/ 0 1525
10 Ekim Ankara Katliamı’nın 79. Ayında Tren Garı Önündeyiz! https://karala.org/eylem/10-ekim-ankara-katliaminin-79-ayinda-tren-gari-onundeyiz/ https://karala.org/eylem/10-ekim-ankara-katliaminin-79-ayinda-tren-gari-onundeyiz/#respond Tue, 10 May 2022 07:51:00 +0000 https://karala.org/?p=1519 10 Ekim Ankara Katliamı’nın 79. ayında tren garı önündeyiz.

Unutmak Yok Affetmek Yok!

]]>
https://karala.org/eylem/10-ekim-ankara-katliaminin-79-ayinda-tren-gari-onundeyiz/feed/ 0 1519
Ankara Newrozu 20 Mart’ta Anıtpark’ta! https://karala.org/akis/ankara-newrozu-20-martta-anitparkta/ https://karala.org/akis/ankara-newrozu-20-martta-anitparkta/#respond Mon, 14 Mar 2022 17:11:06 +0000 https://karala.org/?p=1292 Ankara Emek ve Demokrasi güçleri ile birlikte 2022 Ankara Newrozu’nun deklarasyonunu gerçekleştirdik.

20 Mart Pazar günü saat 13:00’te Anıtpark’tayız.

Newroz Ateşiyle Direnişe Özgürlüğe!

Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri’nin Newroz çağrı metni:

Basına ve halklarımıza…

Zalim Dehaq’a karşı Demirci Kawa’nın isyanıyla simgeleşen Newroz; binlerce yıldır zulme karşı direnişin ve özgürlük mücadelesinin sembolü olmuştur. Tıpkı binlerce yıl önce olduğu gibi bugün de, Dehaq’lara karşı direniş ve özgürlük mücadelesi aynı inançla sürdürülmektedir.

Bugün yaşadığımız coğrafyada Dehaq’lar, özgürlük mücadelesine saldırılarına devam etmektedir. Güney Kürdistan ve Rojava topraklarına dönük saldırıların yanı sıra, hapishaneler tecrit ve işkencenin merkezi haline gelmiştir.

Bu politikalarla birer ölüm evine dönüşen hapishanelerde neredeyse her hafta bir devrimci tutsak katlediliyor. 30 yıldır hapishanede olan tutsaklar, infaz süresi bitmesine rağmen tahliye edilmiyor. Daha geçtiğimiz günlerde Garibe Gezer, bu tecrit ve işkence politikaları sonucunda katledildi. Newroz, bu saldırılara karşı direnişin günüdür.

Tıpkı her gün iki çocuğu kurban edip hayatta kalacağına inanan zalim kral Dehaq gibi, günümüz Dehaq’ları da, yoksul halk çocuklarını kendi politikaları uğruna savaşlara sürükleyerek kurban etmektedir. Bugün Ukrayna’da devam eden savaş, ezilen halkları hedef almaktadır. Bu savaşta da, Rusya ve Ukraynalı halklar, Dehaq’ların çıkarları uğruna cepheye sürüklenmekte, katledilmektedir. Newroz, savaşa karşı halkların yanında olmanın günüdür.

Her gün daha da artan hayat pahalılığı, temel gıda ürünlerine, akaryakıta, ulaşıma, barınma ve enerji fiyatlarına yapılan zamlar, işçi ve emekçilerin yaşamlarına bir saldırı haline gelmiştir. Hayatta kalabilmek uğruna saatlerce çalıştırılarak asgari ücrete/asgari yaşama mahkum bırakılanlar; ekonomik krizin, enflasyonun, bitmek bilmeyen zamların altında ezildikçe eziliyor. Patronlar, her şekilde zenginliklerine zenginlik katarken; ezilenler gün geçtikçe daha da yoksullaşıyor. Newroz, patronlara karşı isyan bayrağını açan Yemeksepeti, Trendyol, Farplas, Migros Depo, Aliağa Gemi Söküm Fabrikası ve adını sayamadığımız onlarca işçi direnişinin yanında olmanın günüdür.

Newroz, adalet için Adliye kapılarında direnen Emine Şenyaşar’ın yanında olmanın; Gezi Direnişi’nde ölümsüzleşenlerin mücadelesini yaşatmanın, kaybedilen Gülistan Doku’yu aramanın; erkek devletin saldırılarına karşı sokakları mücadele alanına çeviren kadınların bitmek bilmeyen sesini yükseltmenin, inkar ve imha saldırılarına karşı direnen LGBTİ+’ların varoluş mücadelesini büyütmenin; intihara sürüklenen gençlerin, Enes Kara’nın, İzmir’de katledilen Deniz Poyraz’ın, 5 Haziran Amed’de, 10 Ekim’de, Suruç’ta katledilenlerin, ırkçı saldırıyla katledilen Suriyeli işçiler Ahmet Al-Ali, Vail El Mansur, Ali el Hemdan’ın, Newroz alanında katledilen Kemal Kurkut’un, Mehmet Tunç’un, Hrant Dink’in, Tahir Elçi’nin, özgürlük mücadelesinde yitirdiğimiz binlerce yoldaşımızın hesabını sormanın günüdür.

Bugün sömürülenler, ezilenler, yok sayılanlar; dili, inancı, varoluşu için mücadele edenler, zindanlarda direnenler, çocuklarının mezarlarını arayanlar, grev çadırlarında emeğin hakkını soranlar, zulme karşı kendini var eden tüm inançlar ve halklar, yeryüzünün Dehaq’larının çıkarlarına kurban edilmeye karşı direniştedir. Ve Dehaq’ların tüm zulmüne karşı, Kawa’ların direnişi kesintisiz sürmektedir. Hiç kuşku yoktur ki, zafer zulme karşı direnişte ve isyanda ısrar eden Kawa’ların özgürlük mücadelesindedir. Hiçbir Dehaq baharın gelişini engelleyemeyecek, ezilenlerin baharı bu özgürlük mücadelesiyle gelecektir.

2022 Newroz’unu kutlamak, bu özgürlük mücadelesini büyütmek üzere halklarımızı, Newroz ateşi etrafında kenetlenmeye; coşkumuzu, öfkemizi, isyanımızı büyüterek özgürlük özlemimizi dillendirmeye, Dehaq’lara karşı Kawa olmaya, Newroz alanlarına çağırıyoruz. 2022 Ankara Newroz’unda “Newroz Ateşiyle Direnişe Özgürlüğe” diyor, 20 Mart Pazar günü saat 13:00’te Anıtpark’a çağırıyoruz.

Yaşasın Newroz! Newroz Piroz Be!

]]>
https://karala.org/akis/ankara-newrozu-20-martta-anitparkta/feed/ 0 1292
10 Ekim Katliamı’nın 77. Ayında Tren Garı Önündeyiz https://karala.org/eylem/10-ekim-katliaminin-77-ayinda-tren-gari-onundeyiz/ https://karala.org/eylem/10-ekim-katliaminin-77-ayinda-tren-gari-onundeyiz/#respond Thu, 10 Mar 2022 15:47:00 +0000 https://karala.org/?p=1286 10 Ekim Ankara Katliamı’nın 77. Ayında Tren Garı önündeyiz.

Unutmak Yok Affetmek Yok!

]]>
https://karala.org/eylem/10-ekim-katliaminin-77-ayinda-tren-gari-onundeyiz/feed/ 0 1286
Derekent – Deniz Mine Öztürk https://karala.org/dergi/derekent-deniz-mine-ozturk/ https://karala.org/dergi/derekent-deniz-mine-ozturk/#respond Sun, 06 Feb 2022 13:20:06 +0000 https://karala.org/?p=1202 Griliğine şarkılar yapılmış, kasvetine melankolik şiirler yazılmış, kiminin beton kent diye andığı, sevmek için neden bulamadığı, kiminin ise nedensiz sevdiği kent… Sokakların denize çıkmasa da bir sürü deren varmış ya Ankara… Beton kent diye anılması gayet normal. Herhangi bir caddesinde ya da meydanında 10 dk yürümek griliğe doymaya yetiyor. Oysa bir rivayete göre bu beton kentin ismi Baykal Gölü’nün civarında bir dereler bölgesi olan Angara’dan geliyor. İlçe ve semt isimleri ise Akdere, İncesu, Hoşdere, Bülbülderesi, Dereboyu, Kavaklıdere, Bentderesi, Çamlıdere, Cevizlidere… Say say bitmiyor.Peki nerede şimdi bu kadar dere? Şu an bastığın yerin tam altında!

Bir Ankaralı günde ortalama 20 derenin farkında olmadan üzerinden geçer. Gölbaşı’nda Mogan ve Eymir’den İncesu doğar, İmrahor Vadisi’ni geçip Kolej’e oradan Abdi İpekçi Parkı’na ve Atatürk Bulvarı’ndan Ulus istikameti ile Hatip Çayı’na katılır. Kalecik’teki İdris Dağı’ndan gelen Hatip Çayı ise Lalahan’dan Kayaş’a, oradan Mamak’a ve Altındağ’dan sonra İncesu’yu da alarak Çubuk Çayı’na akar. Çubuk’taki Aydos Dağı’ndan gelen Çubuk Çayı ise Solfasol–Keçiören–Etlik yolunu kullanır ve Akköprü’den sonra İncesu ve Hatip Çayı ile birleşir. Bu birleşim Ankara Çayı adını alır, ardından batıya gider ve Sakarya’da buluşur. Sakarya’da Karacasu’dan Karadeniz’e dökülür. Bu nedenle Ankara Çayı aslında Karadeniz Havzası’ndadır. Akköprü’de sırtınız Ankamall’a dönük doğuya doğru 50 adım atıp asfaltın altına şöyle bir baktığınızda bütün dereleri görebilirsiniz. Yılın 12 ayında aktiftir Çubuk, Hatip ve İncesu. Şu anki Fevzi Çakmak Bulvarı’nın altında da Kirazlıdere vardır. Güneyden kuzeye akar ve devlet 1960-1970 yılları arasında bu dereyi de yok eder. Yukarıda bahsettiğimiz derelerin hemen hemen hepsi Kirazlıdere örneğindeki gibi yok edilmiştir. Kalanlar ise kanalizasyona bağlanmış ve pis su akar haldedir. Biraz geçmişinden örnek verecek olursak, 1932 yılında Ankara’nın imar planını hazırlayan Alman şehir planlamacı Jansen, Ankara Kalesi eteklerinde bir plaj planlamıştır. 1924 tarihli Ankara haritalarında bu dereler üzerinden geçen 24 köprünün olduğu yazar. İncesu, diğerlerinden temiz olduğu için kenarında topluca çamaşır yıkanmaktadır. Çubuk Çayı ise Hacı Bayram Veli’nin köyü Solfasol’den geçtiği için kutsal sayılır ve dilek kağıtları bırakılır.

Böyle bir mazisi olan bu toprakların şimdi geldiği halden anlıyoruz ki güzel olan her şeyin karşısında olan devlet, dereleri de tutsak etmiştir. Bir devlet pratiği olarak betonlaştırılır, üzeri örtülür, yönü değiştirilir, “ıslah edilir” ve “düzene sokulur” dereler. Ya egemenlerin istediği şekli alır ya da hiç var olmamalıdır. Birlikte yaşamak mümkün değildir. Çünkü kendi haliyle yönetilebilir değildir dereler, tıpkı insanlar gibi. “İlerleyen” bilim, teknoloji, teknik doğanın daha kâr edilebilir hali için, üzerindeki bütün canlılarla birlikte daha “yönetilebilir” hale gelmesi için kullanılır. Yönetimden anlaşılan ise bir avuç ezenin çıkarı için geri kalanın sömürüldüğü düzenin devamlılığını sağlayabilmektir. Her canlı doğada kendine patika, yol açar. Sürekli geçtiği yolu kolaylaştırmak ister. Ve gide gele yolu aşındırır, değiştirir. Ancak insanlar kendi bedenleri dışında kullanabildiği başka araçlar ve geliştirdikleri yöntemlerle bu değiştirme kapasitesini hayli arttırmıştır.

Doğayı kendi istekleri doğrultusunda büyük ölçüde manipüle edebilirler. Sorun tam da buradadır. Bu değiştirebilme gücü kimin ya da neyin isteği doğrultusunda kullanılacaktır? Bir avuç insanın kârına kâr katmak için mi; bütün bir insanlığın -ama sadece insanlığın- çıkarı adına, diğer canlıların varlığını yok sayan bir doğrultuda mı; yoksa bütün canlılarla uyum içinde yaşayabilmenin yollarını aramak için mi? Elbette yollar insanların da ihtiyacı. Ancak yolların ve kent düzenlemelerinin kimin için, ne için ve ne uğruna yapıldığının her zaman sorgulanması gerekir.

Maruz kaldığımız kentler bütün canlıların faydalanabileceği yaşam alanları oluşturmaktan ziyade, çoğunlukla uzun vadeli koruma anlayışı olmaksızın, dönemin iktidarlarının acil ihtiyaçlarını karşılamak için planlanıyor. İnsanlar görece daha “rahat” yaşadığı topraklardan imkansızlıklara boğularak Ankara gibi büyük kentlere sürülüyor. Sonra bu insanlar için kimi zaman bir seçim vaadi olarak, kimi zaman bölgede yapılacak başka bir yolsuzluğun üzerini örtmek için, kimi zaman trafik sorununa çözüm olacağını iddia etmek için yollar yapılıyor, asfaltlar döşeniyor.

Kentlerde en kalabalık insan toplamının ortaklaşa kullandığı sokaklar, caddeler, meydanlar; halkın bir araya gelerek iktidarların otoritesini sarsacak herhangi bir eyleme geçmesinin önünü alacak şekilde düzenleniyor. Öyle ya, betonla rant elde edecek hısım akraba mı çoğaldı, mutlaka dökecek bir dere bulunur. Çarpık akılların çarpık politikalarıyla şekillenir kentler. Bugün ise asfalta ve betona boğulmuş, gri, sıkıcı, tekdüze olan; üzerinde yaşayanlarla birlikte Ankara coğrafyası değil, TC devletinin Ankarasıdır. Fazla yağışta asfaltın üzerini çağlayan derelere döndüren, insanların evlerini, dükkanlarını su bastıran, can kayıplarına yol açan ise ne Ankara coğrafyasıdır ne de doğanın yasaları. Dereleri tutsak etmiş, kenti geçirimsiz asfaltlara, rant projelerine, baskı araçlarına teslim etmiş iktidarların politikalarıdır. Ancak bu politikalar insanların olduğu gibi derelerin isyanını da sonsuza kadar bastıramaz. Üzeri örtülen, yok sayılan, baskılanan her şey bir noktada kendini hatırlatacak bir yol bulur. Ankara’nın altındaki tutsaklar da üzerindekilerle birlikte elbet bir gün özgürleşir!

]]>
https://karala.org/dergi/derekent-deniz-mine-ozturk/feed/ 0 1202
Röportaj – Ankara’da Devrimci Anarşizmin Kara Bayrağını Yükseltenler: KARALA https://karala.org/kara-kose/roportaj-ankarada-devrimci-anarsizmin-kara-bayragini-yukseltenler-karala/ https://karala.org/kara-kose/roportaj-ankarada-devrimci-anarsizmin-kara-bayragini-yukseltenler-karala/#respond Wed, 25 Nov 2020 12:38:00 +0000 https://karala.org/?p=1326 Meydan Gazetesi’nin 54. sayısı için gerçekleştirdiğimiz röportaj:

Yaşadığımız coğrafyada devrimci muhalefet üzerindeki baskının giderek arttığı bir süreçten geçiyoruz. Buna rağmen devrimci anarşizmin kara bayrağını Ankara’da yükselten Karala ile Ankara’daki devrimci anarşizmi, mücadeleyi, politik ve toplumsal atmosferi konuştuğumuz röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

Meydan Gazetesi: Ankara’da anarşizmin nasıl bir tarihi var? Karala örgütlenmesinin ana motivasyonu nedir? Örgütlenme sürecinden bahsedebilir misiniz?

Karala: Aslında Ankara’da anarşistlerin varlığını 90’ların başına kadar çeşitli alanlarda görebiliyoruz. Geçmişte işçi mücadelesinden öğrenci hareketlerine anarşistlerin varlığına rastlayabiliyoruz. Ancak örgütlü bir anarşizm anlayışından bahsetmek için ne yazık ki çok da gerilere gidemiyoruz. Ankara’da anarşizmin tarihinden bahsederken Ali Kitapcı’ya değinmek gerekiyor. Uzun yıllar boyunca kentte verilen mücadelelerin içerisinde olmuş, toplumsal mücadelenin ana eksenlerinden biri olan sendikal hareketin içerisinde bir anarşist olarak mücadele etmiş ve 10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitiren yoldaşımızdır.

Biz 2 sene önce, katliamın 3. yılında dergimizin ilk sayısını Ali Kitapcı’ya atfederek anarşizmi toplumsallaştırmak, Ankara’da devrimci anarşizm mücadelesini başlatmak için yola çıktık. Bu noktada en temel motivasyon kaynağımız, Ankara’da gerçekleştirilen bu katliama cevap veriyor oluşumuzdur. Devlet 10 Ekim’de bir anarşisti öldürdü ve biz devrimci anarşistler bin anarşist olarak onların karşısına çıkma hedefiyle var olduk. Bu temelde de 2 yıldır, İberya’da eşek üstünde köy köy gezerek devrimci anarşizm mücadelesini büyüten yoldaşlarımızdan ödünç aldığımızı ödünç veriyor, Ankara’yı sokak sokak gezerek devrimci anarşizmi örgütlüyoruz.

Kasım 2019’dan beri aktif olan bir büromuz var, burası Ankara’da örgütlü mücadelenin sürdürüldüğü, anarşizme ilişkin çeşitli aktarımların gerçekleştirildiği bir alan. Ankara’da hem Bakunin’in, Kropotkin’in, Emma Goldman’ın düşüncesini ve eylemini anlattığımız etkinliklerle hem de devletin tüm saldırılarına rağmen sokaklarda gerçekleştirdiğimiz eylemliliklerle örgütleniyoruz.

Ankara, “başkent” gibi devletsi ve merkezi bir nitelendirme taşımasının yanı sıra üniversite gençliği mücadelesinin de köklü geleneğine sahip bir metropol. Bununla birlikte OHAL döneminde Yüksel’deki eylemler sürecinde olduğu gibi son zamanlarda da sokağın hareketlendiğine şahit olduk. Karala, Ankara’da devrimci mücadelenin yükseltilmesine dair nasıl bir öngörüde bulunabilir?

Evet, Ankara devletin merkezi olan ve tüm kurumlarının bir arada bulunduğu bir kent. Bu da buradaki yaşamın kendisini doğrudan etkiliyor. Devletin merkezi olması nedeniyle en sert reflekslere sahip olduğu yer ama devrimci mücadelenin de çok güçlü bir geleneğe sahip olduğu bir kent. Yaşadığımız coğrafyada devletin ezilenlere yönelik tüm saldırılarının kararlaştırıldığı yer olduğu gibi, devrimci mücadelenin de filizlendiği yer. Devlet hem yıllarca buradan yönetmiş hem de yıllarca ODTÜ’den, Cebeci kampüsünden, DTCF’den çıkan devrimci hareketlerle karşı karşıya kalmış.

Bu nedenle şehirde ortaya çıkan her türlü hareket, anında devletin hedefi haline geliyor. Öğrenci hareketinin temel talepleri, işçi mücadelesinin hak arayışları, kadın cinayetlerine karşı çıkarılan her ses devlet tarafından anında bastırılmaya çalışılıyor. Birçok kentte herhangi bir olağanüstü duruma neden olmayan ve zaten olmaması da gereken en basit eylemler bile kriminalize ediliyor.

Polis tarafından özellikle gençliğe yönelik sürdürülen bir kaçırma politikası söz konusu. Kentte örgütlü mücadele eden veya edecek olan herkes bu kaçırma, tehdit etme politikalarıyla karşı karşıya kalıyor.

Bütün bunlar bize şunu gösteriyor; bir devlet kendi yasalarında bile meşru gördüğünü iddia ettiği sıradan bir sokak eylemini dahi zor gücüyle bastırmaya çalışıyorsa o sıradan sokak eyleminde devleti temelden sarsan bir dinamik var demektir.

Bu noktada bizim üzerimize düşen de devletin ısrarla kapatmaya çalıştığı sokakta, ısrarla mücadele etmektir. Ne şekilde engellemeye çalışırsa çalışsın biz bu mücadeleyi yükselteceğiz. Zaten kentteki 2 yıllık süreç göz önüne alındığında da giderek yükselen bir toplumsal mücadeleyi görebiliyoruz.

Coğrafyanın her yerinde olduğu gibi Ankara’da da, devlet iktidarının kapitalist politikaları çerçevesinde birçok yerde AVM açıldığını biliyoruz. AVM’lerin, aynı zamanda genç işçi sömürüsünün belirginleştiği tüketim mekanları olduğu gerçeğinden hareketle, Karala’nın bu alana dair tasarrufları nelerdir?

Ankara’da adı A ile başlayan ve sayısını bile bilmediğimiz onlarca AVM var. Kapitalizmin sureti olan bu merkezler; işçiler, özellikle genç işçiler için sömürünün de merkezi. Sömürü varsa mücadele de mutlaka vardır tabii ki. Biz de bu alanda Genç İşçi Derneği ile birlikte örgütlenme çalışmaları yürütüyoruz. Daha önce bu alışveriş merkezlerinin yakınlarına ve şehrin merkezi noktalarına GİDER’in afişlerini astık.

Zaten bizim aramızda da bu alışveriş merkezlerinde veya hizmet sektörünün farklı alanlarında çalışan birçok arkadaş var. Bu süreçte bizimle irtibat kuran genç işçilerle birlikte iş yerlerinde karşılaşılan çeşitli hak ihlalleri ve sömürüye karşı mücadele etmeye devam ediyoruz.

Bu alışveriş merkezleri nasıl sömürünün merkezleriyse, aynı zamanda mücadelenin de merkezleri olmalıdır. Bizler bunu yaratabilmek için, patronların karşısında yalnız kalmamak için bu sömürü merkezlerinde örgütlenmeye devam ediyoruz.

20 Temmuz Suruç ve 10 Ekim Ankara Gar Katliamları’nın yıl dönümlerinde Karala’nın sokakta belirginleştiği görüldü. Her iki yıl dönümü öncesi, eylemlilik süreçlerini nasıl örgütlediniz? Eylemlerde ve genel anlamda polisin size karşı özel bir baskısı var gibi, bunu nasıl değerlendirirsiniz?

Biz bu katliamları doğrudan devlet tarafından planlanan katliamlar olarak görüyoruz. Her iki süreçte de Dikmen’de, Tuzluçayır’da, Keçiören’de, Seyranbağları’nda, Cebeci’de, Kızılay’da, Esat’ta, Yenidoğan’da, Batıkent’te kısacası şehrin her yerinde herkesi katliamların 5. yılı anmalarına, sokağa, hesap sormaya çağırdık.

Şehrin tüm sokaklarına katledilen yoldaşlarımızın isimlerini, fotoğraflarını astık; yazılamalar yaptık. Gençlik örgütleriyle birlikte mahallelerde yürüyüşler düzenledik, bildiriler dağıttık. Bu süreçte pek çok arkadaşımız polis tarafından gerek telefonla aranarak gerek yolu kesilerek sindirilmeye çalışıldı. Öğrenci olan arkadaşlarımız burslarıyla, işçi olan arkadaşlarımız işleriyle tehdit edildi.

Suruç Katliamı’nı anmak için şehirde uzun süredir yapılmayan bir şeyi yaparak Kızılay Meydanı’na, Güvenpark’a çıktık. Burada eyleme katılan tüm yoldaşlarımız gözaltına alındı. Polis şiddeti sonucu iki yoldaşımızda kaburga kırıkları, bir yoldaşımızda yüz felci oluştu.

Ankara Katliamı’nı anmak için katliamın yapıldığı meydana yürümek üzere toplandığımızda da yoldaşlarımız gözaltına alındı. Burada polis amiri, açıkça bir yoldaşımıza yönelik “Seni bu sokaklarda gezdirmem!” diyerek tehditler savurdu. Biz bunu her iki eylem öncesi şehrin tüm sokaklarını adımladığımız için söylediğini biliyoruz.

Gözaltılarda bize yönelik ısrarla uygulanan şiddet politikasının sokakta ısrarla mücadeleyi savunduğumuz, her koşulda gün geçtikçe örgütlendiğimiz için yapıldığını, aslında anarşist olduğumuz için yapıldığını biliyoruz. Biliyoruz çünkü devlet, en çok devletin başkentinde devletin kendisini hedef alan anarşistlerden korkuyor. Devlet anarşistlerden korkuyor çünkü devletin başkentinde devletin katil olduğu gerçeğini sokak sokak anarşistler haykırıyor.

6 ayı aşkın süredir devam etmekte olan korona krizi, Ankara yerelinde, ezilenlerin yaşamlarını nasıl etkiledi?

Aslında devletin yarattığı bu krizin yaşadığımız coğrafyanın her yerinde olduğu gibi Ankara’da da ezilenleri hedef aldığını gözlemledik. Sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı süreçte Ostim’de, Şaşmaz’da, Siteler’de fabrikalar çalışmaya devam etti; işçiler her gün toplu taşıma araçlarıyla bu fabrikalara gitmeyi sürdürmek zorunda bırakıldılar.

Ankara’da vaka sayılarının diğer kentlere oranla 3-4 kat arttığı bir süreç söz konusu olmuştu. Bu süreçte Bilkent Şehir Hastanesi açıldığı için kapatılan ve hepsi aynı yerde bulunan 3 büyük hastane tekrar açıldı. Bu hastanelerin önünde geçtiğimiz hafta İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin Ankara’daki sağlık emekçilerinin koronavirüs sürecinde karşılaştığı durumları açıklayan raporu okuması polis tarafından engellendi ve sağlık emekçilerine burada bir saldırı gerçekleşti.

Bunun dışında Ankara’da hizmet sektörü çok yoğun. Bu sektörde birçok işletmenin uzun süre kapalı kalması, birçoğunun hala kapalı olması büyük bir işsizlik sorunu yarattı. Bu noktada ezilen mahallelerde bu süreçte dayanışma ilişkileri kurmaya çalıştık.

Ankara, nüfusu ağırlıklı olarak memur ve öğrencilerden oluşan bir şehir. Korona krizinde de üniversite ve liselerin kapatılması şehri doğrudan etkiledi.

Ankara “başkent” gibi devletin cisimleştiği bir yer olma niteliğinin yanı sıra devrimci anarşizm mücadelesinin bir “yereli” olma işaretlerini nasıl gösteriyor?

Biz Ankara’da 2 yıldır örgütlü bir şekilde mücadele ediyoruz. Bir düşüncenin bir kentte yaygınlaşması için baktığınız zaman öyle çok uzun bir süre sayılmaz. Ancak artık Ankara’nın her sokağında anarşizmi görebiliyoruz. Bu 2 yılda Ankara’da anarşizme duyulan ciddi bir merakın ve örgütlü mücadele isteğinin olduğunu gördük.

Bu mücadele, OHAL’le birlikte Ankara’da sokağın hareketsizleştirilmesine yönelik politikaları boşa düşürdü. Artık Ankara’da adaletsizliklere, baskılara, katliamlara sessiz kalmayan ve kendi eylemliliklerini yaratabilen bir sokak hareketi var. Gerek gençlik örgütleriyle gerek kentteki işçi hareketleriyle birlikte ördüğümüz süreçlerle mücadeleyi sürdürüyoruz.

Yakın döneme kadar Ankara’da anarşizm sadece üniversite kampüsleri içerisine sıkıştırılmıştı. Bu süre içerisinde biz bu durumu değiştirdik. Mahallelerdeki liselere yönelik çalışmalar yapıyoruz. Kentin her yerinde, her alanda anarşizmi örgütlüyoruz. Artık Ankara’nın ortasında devrimci anarşizm mücadelesini toplumsallaştırmak için mücadele eden bir örgütlenme var. Ve bu mücadele gün geçtikçe büyüyor.

Cevaplarınız için teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Son olarak Meydan gazetesine hem bu röportaj için hem de 2 yıldır bizimle kurdukları dayanışma ilişkisi için teşekkür edelim. Tüm baskı politikalarına karşı mücadeleyi daha fazla büyüteceğimizi bir kez daha belirtiyoruz. Ankara’da yaşayan herkesi mücadeleye çağırıyoruz. Yaşasın devrimci anarşizm!

Bu röportaj Meydan Gazetesi’nin 54. sayısında yayımlanmıştır.

]]>
https://karala.org/kara-kose/roportaj-ankarada-devrimci-anarsizmin-kara-bayragini-yukseltenler-karala/feed/ 0 1326
Suruç Anmasına Polis Saldırısı: 11 Yoldaşımız Gözaltında https://karala.org/eylem/suruc-anmasina-polis-saldirisi-11-yoldasimiz-gozaltinda/ https://karala.org/eylem/suruc-anmasina-polis-saldirisi-11-yoldasimiz-gozaltinda/#respond Mon, 20 Jul 2020 15:52:00 +0000 https://karala.org/?p=948 20 Temmuz 2015’te yüreklerinde yeni bir dünyayla Kobane’ye doğru yola çıkan 33 anarşist ve sosyalist devrimci, devlet ve Işid tarafından katledildi. Suruç’ta katledilenler, bu topraklarda özgürlük kavgası verenlerdi.

Ankara’da Suruç katliamı anması için Güvenpark’a yürüyen kitleyi polis ablukaya aldı. Aralarında 11 yoldaşımızın da bulunduğu en az 30 kişi gözaltına alındı. Yoldaşlarımızdan Şamil Parlak polis işkencesi sonucunda yüz felci geçirdi.

Suruç’ta katledilenlerin yolculuğunu, 5 yıldır özgürlük kavgasını adalet mücadelesiyle birleştirerek sokaklarda sürdürüyoruz. Dün bütün sokakları direnişle doldurduk. 33 düş yolcusunun mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz. Yaşasın Kavgamız!

]]>
https://karala.org/eylem/suruc-anmasina-polis-saldirisi-11-yoldasimiz-gozaltinda/feed/ 0 948
Ankara’da Sokaklar Anarşizme Çağırıyor https://karala.org/eylem/ankarada-sokaklar-anarsizme-cagiriyor/ https://karala.org/eylem/ankarada-sokaklar-anarsizme-cagiriyor/#respond Fri, 06 Mar 2020 13:16:00 +0000 https://karala.org/?p=776 Yaşasın Devrimci Anarşizm!

]]>
https://karala.org/eylem/ankarada-sokaklar-anarsizme-cagiriyor/feed/ 0 776
Ankara’da Sokaklar 1 Mayıs’a Çağırıyor! https://karala.org/eylem/ankarada-sokaklar-1-mayisa-cagiriyor/ https://karala.org/eylem/ankarada-sokaklar-1-mayisa-cagiriyor/#respond Thu, 25 Apr 2019 10:55:00 +0000 https://karala.org/?p=620 1 Mayıs İsyandır. 1 Mayıs Devrimdir. 1 Mayıs Anarşizmdir. Karala’yla 1 Mayıs’a!

]]>
https://karala.org/eylem/ankarada-sokaklar-1-mayisa-cagiriyor/feed/ 0 620
1 Mayıs’ta Karala’yla Alanlara https://karala.org/eylem/1-mayista-karalayla-alanlara/ https://karala.org/eylem/1-mayista-karalayla-alanlara/#respond Thu, 25 Apr 2019 10:53:00 +0000 https://karala.org/?p=614 1 Mayıs, patronların sömürüsüne karşı işçilerin öfkesinin sembolüdür. “Günde 8 saat” mücadelesiyle, grevlerle, eylemlerle kapitalizme karşı direnişin sembolüdür. Adaletsizliklere karşı isyanın günüdür.

1886’da Haymarket Meydanı’nda anarşist işçilerin başlattığı kavga; daha adil, daha özgür, paylaşma ve dayanışmayla dolu bir dünyayı yaratmanın kavgasıdır. Anarşistler olarak yoldaşlarımızın başlattığı kavgayı; anarşizmin örgütlü mücadelesini sokaklara taşıyacağız.

1886’dan beri 1 Mayıs isyan, 1 Mayıs devrim, 1 Mayıs anarşizmdir.1 Mayıs’ta Ankara’da Karala’yla alanlardayız.

]]>
https://karala.org/eylem/1-mayista-karalayla-alanlara/feed/ 0 614