Enternasyonal – Anarşist Dergi https://karala.org Karala Fri, 06 May 2022 16:46:34 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9 https://karala.org/wp-content/uploads/2022/01/cropped-C1ZNtCuW_400x400-32x32.jpg Enternasyonal – Anarşist Dergi https://karala.org 32 32 202283703 1 Mayıs için Enternasyonal Anarşist Bildiri: Yaşasın Anarşizm! Yaşasın Devrim! https://karala.org/akis/1-mayis-icin-enternasyonal-anarsist-bildiri-yasasin-anarsizm-yasasin-devrim/ https://karala.org/akis/1-mayis-icin-enternasyonal-anarsist-bildiri-yasasin-anarsizm-yasasin-devrim/#respond Sun, 01 May 2022 11:00:00 +0000 https://karala.org/?p=1429 1 Mayıs 1886! 136 yıl önce Amerika işçi sınıfının “bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık!” diyerek başlattığı mücadele, ardında tüm dünya işçi sınıfı için paha biçilemez bir deneyim ve zafer bıraktı. 19. Yüzyılda 16 saate kadar varan çalışma sürelerine ve kapitalizmin, işçi sınıfının yaşamını hedef alan saldırılarına karşılık “8 saat iş, 8 saat uyku, 8 saat canımız ne isterse” talebi, 1 Mayıs 1886’da tüm Amerika’da bir genel greve dönüştü. Genel Grev, anarşist hareketin sınıf mücadelesi tarihine kazandırdığı en önemli silahlardan biriydi.

8 saat mücadelesi, anarşistler tarafından hiçbir zaman basit bir reform talebi olarak görülmedi. “Patronlar için çalışıyorsak, 2 saat çalışmak da köleliktir, 8 saat çalışmak da” diyen anarşistler, 8 saat mücadelesini toplumsal devrim mücadelesine dönüştürmek için mücadele ettiler.

Bu büyük mücadelenin merkezi, Amerika’nın o dönemlerde en büyük sanayi merkezlerinden biri olan Chicago’ydu. Chicago, aynı zamanda anarşist hareketin de en güçlü olduğu merkezdi. Yüzbinlerce işçi sokaklarda, fabrikalarda “8 saat çalışma süresi” mücadelesini haykırıyordu. McGormick fabrikasında, kapitalistlerin paralı ajanları, işçi katili Pinkertonlar, greve çıkan işçilere saldırdı. Silahsız işçilere ateş açan katiller, 4 işçiyi katletti.

Ertesi gün Haymarket’te bir miting düzenlendi. Burada polislerin işçilere saldırması üzerine kim tarafından atıldığı bugün bile belli olmayan bir bombadan sonra, kapitalist sınıfın paralı askerleri işçilere ateş açtılar. Devamında işçi sınıfına karşı başlayan sürek avında ilk önce tüm anarşist yayınlar kapatıldı, binlerce işçi tutuklandı ve Haymarket davası başladı.

Burjuvazinin savcısı Grinnell, “Anarşi yargılanıyor. Jürinin iyi insanları, bu adamları mahkum edin, onları örnek yapın, asın onları. Kurumlarımızı, toplumumuzu kurtarın.” diyordu. Çünkü idamla yargılanan 8 anarşistin hedefi, yalnızca 8 saat çalışma hakkı değil; bir adaletsizlik ve sömürü düzeni olan kapitalizmi tümüyle ortadan kaldırmaktı.

Albert Parsons, August Spies, Adolph Fischer, George Engel ve Louis Lingg idama mahkum edildi. Oscar Neebe, Samuel Fielden ve Michael Schwab’e hapis cezaları verildi. 8 anarşistin hiçbirinin Haymarket’te patlayan bombayla bir alakasının olmadığı kanıtlansa da, anarşistler bombalamayla değil, anarşizmle suçlanıyorlardı! Mahkemedeki anarşistler, kendilerini değil işçi sınıfını, 8 saat mücadelesini ve anarşizmi savundular! Adolph Fischer idam cezasının açıklanmasından sonra şu sözlerle meydan okudu:

Burada cinayetten yargılandım ama anarşizmden hüküm giydim. Anarşist olduğum için mahkum edildim. Eğer egemen sınıflar bizi asarak, birkaç anarşisti asarak anarşizmi ezebileceklerini düşünürlerse fena yanılırlar. Anarşistler, ilkelerini yaşamlarından daha çok severler. Anarşistler, düşünceleri için ölmeye her zaman hazırdır.”

Louis Lingg ölümünü celladının eline bırakmadı. Hücresinin duvarına “Yaşasın Anarşizm” yazarak kendi yaşamına son verdi. 4 anarşist, “Yaşasın Anarşizm” diyerek idam sehpasına çıktılar. Arkalarında, kapitalist sınıfla uzlaşmaz bir irade ve ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyen bir cesaret bıraktılar. Bir de 1 Mayıs Uluslararası İşçi Dayanışma ve Mücadele Günü!

Bugün tüm dünya işçi sınıfı bilmelidir ki; -kapitalistler hala çalmaya çalışsalar da- 8 saat çalışma hakkı, anarşist işçilerin ölüm pahasına verdikleri amansız mücadeleyle kazanılmıştır. Anarşist işçilerin mücadelesinden etkilenerek mücadeleye katılan Emma Goldman’ın deyimiyle; “bugün dünyada iyiye ve güzele dair olan her ne varsa bunlar devletlere rağmen vardır, onlar sayesinde değil”. Kapitalistler hiçbir zaman işçilere bir şey vermedi. İşçiler, mücadeleyle kazandılar.

Kapitalizm bugün de tüm dünyada milyonlarca işçiyi ücretli emeğe, uzun çalışma saatlerine mahkum ediyor, iş cinayetlerinde katlediyor. Yüzlerce yıldır dişe diş mücadele ettiğimiz kapitalizm ve onun bitmek bilmeyen kâr hırsı dünya halklarının tümünü ve gezegenin varlığını tehdit ediyor. Kapitalizm en başından beri olduğu gibi ezilen sınıfların yaşamlarını, hayatta kalarak üretimi devam ettirmek karşılığında her gün gasp ediyor. Bugün mücadele tüm ezilenler için ölüm kalım mücadelesidir. Çünkü bugün kapitalizm, küresel rekabetle, pandemik krizlerle, halka karşı yapılan savaşlarla; dünyayı geri dönülmez felaketlere sürüklemektedir.

Haymarket anarşistleri, göçmen işçilerdi. Tıpkı bugün, hayatta kalabilmek uğruna çıktıkları uzun yolculuklarda, dünyanın okyanuslarında kaybedilen, devletlerin sınır kapılarında açlıkla öldürülen milyonlarca göçmen gibi.

Bizler bugün, aynı mücadeleyi dünyanın farklı coğrafyalarında yürüten anarşistleriz. Ve sınıfımızın onurlu kahramanları olan ve idam sehpalarında “Yaşasın Anarşizm!” diyen yoldaşlarımız gibi kapitalist sınıfla dişe diş mücadeleyi dünyanın dört bir yanında sürdürüyoruz.

Yoldaşlarımız, bu mücadelede öldürülseler bile kazanacaklarını biliyorlardı. Çünkü tepeden tırnağa bir işkence olan kapitalizme karşı isyanı başlatmak, kazanmaktır! Yoldaşlarımızın “Yaşasın Anarşizm!” haykırışları, bugün hala işçi sınıfı mücadelesinde yankılanıyor. Ve onların mücadelesini sahiplenen biz anarşistlere; bu sesi, yaşamlarımızı çalan kapitalist sınıfın mezarını kazacak olan örgütlü güce dönüştürmek düşüyor.

Bu ses, tarihin derinlerinde bir kalıntı değil, bugünün mücadelesinin de parolasıdır. Bizleri her gün yeni sınırlara sıkıştırmaya çalışan devleti, her saniye hayatımızı çalan kapitalizmi ortadan kaldırarak; her şeyin herkese ait olduğu, mülkiyetin ve otoritenin olmadığı özgür ve adil dünyayı yaratmadan, dünya halkları için kurtuluş yoktur. Ve bu kurtuluşun yolu, devletsiz bir dünya umudumuzu diri tutarak, özgürlüğün tohumlarını dünyanın tüm topraklarına ekmekten geçer. Ancak unutulmamalıdır ki, Malatesta’nın dediği gibi “Çoğunlukla vicdani rahatsızlıkları dindirmek için basit bir çıkış yolu olan ve ara sıra ortaya çıkan tek tek propagandalar, amaca ulaşmada çok az etkilidir ya da hiç etkili değildir. Toprak, filizlenip kök salması için gelişi güzel ekilen tohumlara karşı çok nankördür.” Bu yüzden mücadelemiz, özgürlük için gereken sorumluluğu, özveriyi, özdisiplini ve öz örgütlülüğü içinde taşımalıdır.

Kapitalizm ve devletin bizlere saldırdığı her alanda -yani yaşamın her alanında- öz örgütlenmeler kurarak, özgürlüğümüz için bugünden mücadeleye başlamalı; bu öz örgütlenmeleri toplumsal devrim mücadelesiyle birleştirerek, kurtuluşumuzu örgütlemeliyiz. Çünkü biliyoruz ki, “birimiz bile tutsaksak, hiçbirimiz özgür değiliz”!

1 Mayıs’ta yoldaşlarımızın anılarını yaşatmak, kavgalarını büyütmek ve her şeyin herkese ait olduğu, mülkiyetin ve otoritenin olmadığı özgür ve adil bir dünyayı yaratmak için dünyanın tüm sokaklarında olacağız.

“Sessizliğimizin, bugün boğduğunuz seslerden daha güçlü olduğu bir gün gelecek!” diyen yoldaşlarımızın sesini, dünyanın tüm sokaklarında haykıracağız. Ve bu ses, kapitalist sınıfın yalnızca bu 1 Mayıs’ta değil, her gün korkusu olmaya devam edecek. 1 Mayıs’ta örgütlü anarşizmin gücüyle sokağa, kavgaya, mücadeleye!

Yaşasın 1 Mayıs!
Yaşasın İşçi Sınıfının Özgürlük Mücadelesi!
Yaşasın Anarşizm! Yaşasın Devrim!

☆ Anarchist Communist Group (ACG) – Büyük Britanya
☆ Alternativa Libertaria (AL/FdCA) – İtalya
☆ Αναρχική Ομοσπονδία (Anarchist Federation) – Yunanistan
☆ Coordenação Anarquista Brasileira (CAB) – Brezilya
☆ Federación Anarquista de Rosario (FAR) – Arjantin
☆ Federación Anarquista Uruguaya (FAU) – Uruguay
☆ Die Plattform – Almanya
☆ Embat, Organització Llibertària de Catalunya – Katalonya
☆ Federación Anarquista de Santiago (FAS) – Şili
☆ Grupo Libertario Vía Libre – Kolombiya
☆ Karala – Türkiye
☆ Libertäre Aktion (LA) – İsviçre
☆ Melbourne Anarchist Communist Group (MACG) – Avustralya
☆ Organización Anarquista de Córdoba (OAC) – Arjantin
☆ Organización Anarquista de Santa Cruz (OASC) – Arjantin
☆ Organización Anarquista de Tucumán (OAT) – Arjantin
☆ Organisation Socialiste Libertaire (OSL) – İsviçre
☆ Roja y Negra Organización Politíca Anarquista – Arjantin
☆ Union Communiste Libertaire (UCL) – Fransa, Belçika ve İsviçre

https://www.anarkismo.net/article/32610

]]>
https://karala.org/akis/1-mayis-icin-enternasyonal-anarsist-bildiri-yasasin-anarsizm-yasasin-devrim/feed/ 0 1429
Covid-19 Pandemisi Hakkında Enternasyonal Anarşist Bildiri https://karala.org/akis/covid-19-pandemisi-hakkinda-enternasyonal-anarsist-bildiri/ https://karala.org/akis/covid-19-pandemisi-hakkinda-enternasyonal-anarsist-bildiri/#respond Wed, 09 Feb 2022 16:09:34 +0000 https://karala.org/?p=1235 Ya hepimiz güvendeyiz ya hiç kimse!

Covid-19 pandemisi insan yaşamının her alanını etkiledi ve insanların fiziksel ve mental sağlığı, sosyal ilişkileri ve toplulukları, geçim koşullarımız ve hareket etme özgürlüğümüz üzerinde yıkıcı etkileri oldu. Ayrıca etkili siyasi eylemler örgütleme kabiliyetimizi önemli ölçüde kısıtlayarak devletin elini güçlendirdi.

Küresel kapitalizmin sürekli büyüme ve kâr ihtiyacı ve temel sorunları daha da görünür oldu. Devletin küresel kapitalizme ve onun ihtiyaçlarına verdiği destek; hastalığın ortaya çıkışının, yayılmasının ve trajik sonuçlarının nedeni olmuştur. Devrim ihtiyacı hiç bu kadar belirgin olmamıştı.

Ancak biz tüm bunlara direnmek için mücadele ederken, işçi sınıfı hareketinin zayıflıkları da ortaya çıktı. Ölü sayısının sürekli arttığını, sağlık hizmetlerinin yetersizliğini, esas işçilere gözden çıkarılabilir olarak muamele edildiğini ve imkanı olmayanlara fatura edilen ekonomik maliyetleri gördük fakat direniş olması gerekenin altındaydı. Bununla birlikte pandemi, toplumsal dönüşümün anahtarı olan duygu ve eylemleri de ortaya çıkardı: dayanışma, karşılıklı yardımlaşma, öz-örgütlenme ve enternasyonalizm.

Son birkaç on yılda ortaya çıkan Covid-19 ve diğer zoonotik hastalıklar, küresel kapitalizmin yayılmasından kaynaklanmaktadır. Kapitalizm kerestecilik, madencilik ve tarım ticareti için giderek daha fazla araziyi işgal ettikçe, vahşi hayvanlar yaşam alanlarını kaybediyor ve insanlarla temasa geçerek, hastalıkların diğer türlerden insanlara “yayılma” potansiyeli ortaya çıkıyor. Bu durum, dünya çapında büyüyen orta ve üst sınıfların egzotik hayvan etine olan talebiyle daha da kötüleşiyor.

Devletin ve Patronların Tepkisi

Bazı devletler sıfır Covid stratejisi uygulasa da çoğunluk hastalığı önlemek yerine hafifleterek sürdürmeyi hedefledi. Bunun esas nedeni, kârı halk sağlığının önüne koyarak ekonomiyi mümkün olduğunca devam ettirmek istemeleriydi. Bunun sonucu ise pandeminin gereğinden uzun sürmesi oldu. Zaten asgari ücretle çalışanlardan oluşan işçiler, daha fazla sömürülerek krizin yükünü çektiler. İyi finanse edilen sağlık hizmeti sistemlerinin olmaması sayısız ölüme neden oldu ve yetersiz ücret yüzünden bir sürü işçi çalışmaya zorlandı. Bu arada, birçok şirket kârlarını artırdı ve zengin ve fakir arasındaki uçurum arttı.

Bazı devletler için aşı, Covid ile mücadele stratejisinin ana unsuruydu. Aşı Covid ile mücadelenin önemli bir parçası olsa da asıl önemli olan temel halk sağlığı önlemleridir. Fakat devletler ilaç şirketlerine devasa kâr sağladığı için aşıya bel bağlamayı tercih ettiler. Bu sayede tüm halk sağlığı önlemlerini kaldırarak insanların çalışmaya ve tüketmeye devam etmesini sağladılar.

Aşının piyasaya sürülmesiyle birlikte küresel eşitsizlik de gözler önüne serildi. Aşıların çoğu, ödeme gücü olan daha zengin ülkelere gitti. Daha fazla aşı üretilebilmesi için patent haklarından feragat etme çağrıları kulak ardı edildi çünkü ilaç şirketlerinin kârları devletler için daha önemliydi. Uluslararası bir işbirliği veya dayanışma örgütlemek yerine her halk kendi kaderine terk edildi. 

Örgütlü Anarşizmin Tepkisi

Örgütlerimiz; patronlar ve devletler harcadıkları parayı geri almak için uğraşırken güvenli iş yerleri ve eğitim kuruluşları için, toplumda karşılıklı yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak ve işçilere yönelik saldırılara direnmek için mücadele etti.

Her zamanki hareketliliğimizi engellediği için karantina bizim için zor bir zamandı. Yine de anti-karantina hareketine katılmadık. Örgütlü anarşistler öz örgütlenmeye inanır. Devletin uymak zorunda olduğumuzu söylediği kurallara değil, kolektif olarak geliştirdiğimiz kendi kurallarımıza uyarız. Karantinayla ilgili sorunun temeli budur; halkla ilgili olmayan kurallar halka dayatılmıştır.

Bu kurallar halkın kendi deneyimleri yerine devletin ve patronların farklı gereksinimleri referans alınarak geliştirildi. Bu da büyük bir kafa karışıklığına ve çelişkili mesajlara neden olarak genel bir karışıklık yarattı. Böylece ne insanlar ne iş yerleri ne de diğer kurumlar bu yönergeleri uygulamadı.

Bizim fikirlerimiz örgütlü anarşizmin öz örgütlenme, dayanışma ve karşılıklı yardımlaşma ilkelerine dayanır. Devletin bize ne yapacağımızı söylemesine ihtiyacımız yok, ya da devlet sömürüyü devam ettirmek istiyor diye kendi sağduyumuza karşı gelmeyeceğiz. Elbette riskli işlerde çalışırken insanların doğru olanı yapması zordur. Bu yüzden herhangi bir strateji için sınıf mücadelesi ve örgütlenme hayati bir unsurdur.

Devrimci Bir Hareket Yaratmak

Örgütlü anarşistler kapitalizmin, devletin ve hiyerarşilerin olmadığı tamamıyla yeni bir toplum olmadan insanlığın sadece hayatta kalabilmek için mücadele edebileceğine inanır. Öncelikle bu pandemi tek seferlik değil. İnsanlar, diğer türlerle ve doğayla kurduğu sömürücü ilişkileri devam ettirdiği sürece başkaları da tekrar edecektir. Kapitalizmin altında yatan potansiyel tehlikeler gün yüzüne çıkmıştır. Biyoçeşitliliğin azalması, yaşam alanlarının ve doğanın tahrip edilmesi ve iklim değişikliği, insanların dünyadaki varlığının altını oymuştur. Kapitalizm ve onun büyüme ekonomisi dünyanın tüm mevcut kaynaklarını yağmalayarak bu süreci hızlandırmıştır. Başlangıçta biz de birçok kişi gibi, pandemi deneyiminin doğaya saygı ve daha çok karşılıklı yardımlaşma ve dayanışmaya dayanan yeni bir yaşam şeklini uyandıracağını düşündük. Fakat bu iyimserlik çabucak kaybedildi; insanların tüketime ara vermeden devam etmesini hedefleyen devletlerin saldırılarıyla yeniden çalışmaya ve üretmeye zorlandık. Hava yoluyla seyahatin desteklenmesi iklim değişikliğinin tamamen göz ardı edildiğinin en önemli örneğidir. Fosil yakıt kullanımı, kerestecilik ve ormansızlaşma pandemi boyunca devam etti. Kâr elde etmeyi sürdürmek pahasına her şey göze alındığı için iklim değişikliği bir süre daha geri planda kalacak.

Önümüzdeki süreçte halk çoğunlukla Covid’in bedelini işçi sınıfına ödetmek isteyen patronların ve kapitalizmin saldırılarına karşı koymaya odaklanacak. Zamanımızın çoğunu bu ekonomik savaşlar için harcayacağız. Birbirimize destek olabilmek için işçi sınıfının birlik olması ve en kötü durumda olanların iyice desteklenmesi için mücadele etmeliyiz. Dezavantajlı toplumsal gruplarda, sendikalarda veya iş yerlerinde herkesin kendi köşesinde sadece kendisi için mücadele etmesindense karşılıklı yardımlaşma ve dayanışmaya ihtiyacımız var. Çalışmanın tüm doğası sorgulanmalı. Hangi işin gerçekten önemli olduğunu açıkça görebildiğimiz pandemi süresince bu belirginleşti. Bunu yapmak çok zor çünkü insanlar, işleri gezegene ve kendilerine zararlı olup yabancılaşmalarına neden olsa bile -anlaşılır bir şekilde- işlerini bırakmak istemiyor.

Tarihsel görevimiz devrim ihtiyacını yükseltmeye devam etmektir. Sadece karşı karşıya olduğumuz acil sorunları önlemeye odaklanarak birkaç kırıntı elde etmeyi hedefleyemeyiz. Tüm sisteme meydan okumak zorundayız. Her stratejinin temeli, en küçük parçayı göz önüne alarak belirlense de enternasyonal bir perspektife de sahip olmalıyız. İnsanların yaşamlarını ev, komşular, topluluk ve yeşil alanlar gibi yakın çevreyle sınırlamaya zorlayan pandemi deneyiminden ders çıkarabiliriz. Çok daha büyük değişimleri yaratan hareketlerin başladığı yer, kendi başımıza deneyimleyebileceğimiz küçük şeylerin çok yakınındadır.

Bununla birlikte, ihtiyaç duyulan değişiklikler hem çok büyük hem de birbirine bağlı olduğundan daha geniş bir perspektif de çok önemlidir. Her sorunun temel nedeni, devletin kapalı kurumlarında alınan kararlar ve sadece kârla beslenen sermaye güçlerinin ihtiyaçlarıdır.

İklim değişikliği küresel bir sorun olsa da, pandemi çok daha acil ve kişiseldi. Hepimiz, birbirimizden sorumlu olduğumuzun farkına vardık.  Bu, daha enternasyonal hareketler geliştirme potansiyeline odaklanmamız gerektiğini gösterdi. “Ya hepimiz güvendeyiz ya hiç kimse” sloganı birçoğumuzun düşüncesinin parçası oldu. Gelecek, bizi kapitalizmden topyekûn kurtuluşa ve anarşist bir topluma götürecek olan, gündelik endişeler ve taleplerin ötesinde bir hareketi; en aşağıdaki tepkinin üzerine inşa edebilmemize bağlıdır.

Özgürlükçü Alternatif (AL/FdCA) – İtalya
Anarşist Komünist Grup (ACG) – Britanya
Anarşist Federasyon (Αναρχική Ομοσπονδία) – Yunanistan
Aotearoa İşçi Dayanışma Hareketi (AWSM) – Yeni Zelanda
Brezilya Anarşist Koordinasyonu (CAB) – Brezilya
Rosario Anarşist Federasyonu (FAR) – Arjantin
Uruguay Anarşist Federasyonu (FAU) – Uruguay
Platform: Anarşist Komünist Federasyon (die Plattform) – Almanya
Katalunya Özgürlükçü Örgütü (EMBAT) – Katalunya
Karala – Ankara
Özgürlükçü Hareket (LA) – İsviçre
Melbourne Anarşist Komünist Grup (MACG) – Avustralya
Özgürlükçü Sosyalist Örgüt (OSL) – İsviçre
Kara Kızıl (Roja y Negra) – Buenos Aires
Özgürlükçü Komünist Birlik (UCL) – Fransa, Belçika, İsviçre
Özgür Yol (Via Libre) – Kolombiya
Zabalaza Anarşist Komünist Cephesi (ZACF) – Güney Afrika

https://www.anarkismo.net/article/32533

]]>
https://karala.org/akis/covid-19-pandemisi-hakkinda-enternasyonal-anarsist-bildiri/feed/ 0 1235
Eugene Pottier: Yeryüzünün Lanetlileri Ayağa Kalkın! https://karala.org/kara-kose/eugene-pottier-yeryuzunun-lanetlileri-ayaga-kalkin/ https://karala.org/kara-kose/eugene-pottier-yeryuzunun-lanetlileri-ayaga-kalkin/#respond Tue, 14 Jan 2020 12:27:00 +0000 https://karala.org/?p=713 Ambalaj işçisi, kumaş desencisi, nakliye işçisi, şair, besteci, Paris Komünarı ama her şeyden önce devrimci ve anarşist Eugène Pottier, 4 Ekim 1816 Fransa’da bir sandık imalatçasının oğlu olarak doğdu.

Şiirleri iktidarın karşısına dikilen her işçiye haykırış oldu. Enternasyonal’in örgütlenmesinde özgürlükçü sosyalistlerin içerisinde yer aldı. Paris Komünü’nde son ana kadar barikatların başındaydı Pottier.

Mücadelesini edebiyatla, şiirle birleştirdi. Komün’ün Sanatçılar Federasyonu için çalıştı. Siyasi yaşantısı, hakkında idam emrinin verilmesinin ardından sürgünle devam etti.

Kuzey Amerika’da ezilenleri örgütlemeye devam eden, Paris Komünü’nden çıkarılacak derslerle yola devam edilmesi gerektiğini anlatan Eugène Pottier, geçirdiği felç sonucu 6 Kasım 1887’de yaşamını yitirdi.

“Yaşasın Komün” sloganları ve polisle girilen çatışmalarla bir eylem gibi geçen cenazesi, Komün’ün devrimcilerinin anısına bir saygıydı. Pottier, Komün’ün hatırasını canlı tutmak, mücadeleyi her yere yayacak sözler yazmak için kolları sıvadı.

Bir efsaneye göre Kanlı Hafta sırasında, bir çatı katına sıkışmışken bir diğerine göre Fransa’da Cumhuriyet’in ilân edildiği 4 Eylül 1870’in ertesi günü Enternasyonal’in sözlerini kaleme aldı.

Komün’ün kanlı bir şekilde bastırılmasının ardından bugün eylemlerde, etkinliklerde hep bir ağızdan söylenen Enternasyonal Marşı’nın sözleri mücadelenin içinde doğdu.

Yaşadığımız coğrafyada da işçi hareketinin ilk örgütlenmeye başladığı günlerden beri, çeşitli sendikaların, örgütlenmelerin benimsediği bir marş haline gelen Enternasyonal, dilimizde yoğunluklu olarak bestelenmek için uyarlanmış bir versiyonuyla biliniyor.

Ancak orijinal Enternasyonal şiiri 6 kıtadan oluşuyor. Ezilenlerin örgütlü mücadelesini, her parçasıyla anlatan bu şiir “yeryüzünün lanetlilerine” yani işçilere, ezilenlere yönelik bir isyan çağrısıyla başlıyor.

Sonrasında, Bakunin’in hristiyanlığa ve otoriter sosyalizme ilişkin sert eleştirilerini barındıran kitabına verdiği isimdeki gibi, “ne tanrının ne de devletin” bizleri kurtarabileceğinden bahsediyor Pottier, “bizi ancak kendi kendimiz kurtarabiliriz.” “Devlet ezer ve yasa hile yapar, vergi yoksulun kanını emer, iktidar altında yaşatıp durmaya artık yeter” diyerek işçilerin devletsiz bir şekilde örgütlenmesi gerektiğine vurgu yapıyor.

Aradan geçen onca yıla rağmen, enternasyonal bütün gücüyle ezilenlerin, işçilerin en derin özlemlerinin ifadesi, daha adaletli bir dünyaya olan inancın marşı olmaya devam ediyor.

]]>
https://karala.org/kara-kose/eugene-pottier-yeryuzunun-lanetlileri-ayaga-kalkin/feed/ 0 713