İberya Devrimi – Anarşist Dergi https://karala.org Karala Thu, 21 Jul 2022 13:38:26 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9 https://karala.org/wp-content/uploads/2022/01/cropped-C1ZNtCuW_400x400-32x32.jpg İberya Devrimi – Anarşist Dergi https://karala.org 32 32 202283703 İberya’dan Rojava’ya Yaşasın Devrim! https://karala.org/kara-kose/iberyadan-rojavaya-yasasin-devrim/ https://karala.org/kara-kose/iberyadan-rojavaya-yasasin-devrim/#respond Tue, 19 Jul 2022 10:47:00 +0000 https://karala.org/?p=942 19 Temmuz 1936 İberya: 1868’den beri yarımadanın dört bir yanında eşek üstünde köy köy gezerek anarşizmi örgütleyen İberyalı devrimciler; 19 Temmuz 1936 sabahına, CNT’li işçilerin çaldığı, devrimi müjdeleyen fabrika sirenleri ve bunlara karışan makineli tüfek sesleriyle girdiler. 70 yıldır harlanan toplumsal devrim ateşi 24 saat içerisinde İberya’nın 4’te 3’üne yayıldı.

19 Temmuz 2012 Rojava: Yüz yıllardır halkların özgürlük mücadelesinin beşiği olan Rojava toprakları, bir iç savaştan yarattı devrimi. Kürdistan’da yaratılan kanton bölgeler ve özyönetim pratikleri, halkın özörgütlülüğüyle birlikte var oldu. Rojava devrimi, 2012’den bugüne devletlerin yarattığı ve hala süren savaşa rağmen, İberyalı anarşistlerin yüreğinde taşıdığı yeni dünyayı büyütmeye devam ediyor.

Toplumsal devrimler onlarca yıl boyunca süren; ezilenlerin örgütlü mücadelesinin başladığı günde, şimdide ve şu anda yaratılan; iktidarların karşısında tarifsiz çabalarla var edilen süreçlerdir. Ne bir anda yaratılır ne bir güne sığar. Devrimler, özgürlüğü hedefler, her ne olursa olsun özgürlüğün yadsınması devrimin yadsınmasıdır. Özgürlüğü engelleyecek her şey, devrimi engeller. Toplumsal devrim, siyasal iktidarın el değiştirmesi ve bu değişiklikle birlikte toplumsal, siyasal, ekonomik olanın yukarıdan aşağıya yeniden belirlenmesine sığdırılamaz. Toplumsal devrim çarlara, krallara, başkanlara, generallere savaş açan ezilenlerin, kendi yaşamlarını kendileri örgütlemesidir; yaşamın yeniden yaratılmasıdır.

1936 İberya’sına baktığımız zaman, bizlere toplumsal devrimi gösteren şey budur. Aynı devrimi 2012 Rojava’sında var eden de aynı şeydir. Paris Komünü’nden beri ezilenlere miras kalan özgürlük mücadelesi, Barcelona’da da Kobane’de de aynı inançla var olmuştur.

Toplumsal devrimden siyasal iktidarın el değiştirmesini anlayanlar ne İberya’da ne Rojava’da, bir iç savaştan ötesini göremezler. Toplumsal devrim, eşek üzerinde köy köy gezerek özgürlük mücadelesini örgütlemektir. Toplumsal devrim, on yıllarca dağ dağ, ova ova, köy köy halkların özgürlük mücadelesini örgütlemektir. Toplumsal devrim, devletin vatandaş kabul etmediği halkların, yaşamı yeniden yaratmasıdır. İktidarların gri koridorlarında değil Kobane sokaklarındadır, generallerin kışlalarında değil Barcelona barikatlarındadır. 1936’dan 2012’ye aynı ellerle yaratılmıştır.

Barcelona’dan Kobane’ye, özgürlük mücadelesini yeşertenlere, düşlerini gerçek eyleyenlere, toplumsal devrimi yaratanlara selam olsun. Yaşasın Devrim!

]]>
https://karala.org/kara-kose/iberyadan-rojavaya-yasasin-devrim/feed/ 0 942
Buenaventura Durruti Yaşıyor! https://karala.org/akis/buenaventura-durruti-yasiyor/ https://karala.org/akis/buenaventura-durruti-yasiyor/#respond Wed, 20 Nov 2019 11:49:00 +0000 https://karala.org/?p=679 Bundan 83 yıl önce İberya Devrimi’nin, CNT ve FAI’nin, tüm İberya ezilenlerinin yoldaşı anarşist devrimci Buenaventura Durruti, faşizme karşı savaşta, bir cepheden diğerine koşarken yaşamını yitirdi. Emma Goldman, Durruti’nin ardından şöyle diyordu:

“Hayır Durruti ölmedi. O’nun alevli ruhunun ateşi kendisini tanıyan herkesi heyecanlandırmıştır. Ve içimizdeki bu ateş asla söndürülemez. Yoldaşları, Durruti’nin elinden düşen ateşi kaldırdılar bile. Durruti’nin yıllarca aydınlattığı yolda şimdi onlar taşıyor meşaleyi, coşkuyla. Durruti’nin idealinin zirvesine giden yolda. Bu ideal, Durruti’nin yaşamının tutkusu olan anarşizmdi. Son anına kadar anarşizm için yapması gerekeni yaptı, son nefesine kadar bu ideale sadık kaldı.”

Bizler 200 yılı aşkındır isimleri bilinmeyen yüz binlerce Durruti’nin yaptığı gibi, devrimci anarşizm mücadelesini omuzlayanlar olarak; Durruti’nin elinden düşen ateşi çoktan kaldırdık bile. 1936’dan beri ekmek, adalet, özgürlük mücadelesi veren, toplumsal devrim mücadelesi veren tüm anarşistlerin taşıdığı gibi coşkuyla taşıyoruz onun taşıdığı meşaleyi. Leonlu tamirci çırağı, Asturyalı grevci, Barcelonalı soyguncu, Madridli suikastçi, Fransalı kaçak, Kübalı tütün işçisi, Aragonlu köylü, Zaragozalı milis, İberyalı devrimci anarşist Buenaventura Durruti… Hayır, Durruti ölmedi! Yoldaşları elinden düşen ateşi kaldırdılar bile!

]]>
https://karala.org/akis/buenaventura-durruti-yasiyor/feed/ 0 679
Durruti – Cumhuriyetçi Hükümete Rağmen https://karala.org/kara-kose/durruti-cumhuriyetci-hukumete-ragmen/ https://karala.org/kara-kose/durruti-cumhuriyetci-hukumete-ragmen/#respond Fri, 04 Oct 2019 11:38:00 +0000 https://karala.org/?p=664 Kanadalı gazeteci Van Paassen 24 Temmuz günü Durruti Birliği Zaragoza’ya gitmek üzere yola çıkacakken ona askeri isyana karşı zafer kazanacaklarına inanıp inanmadığını sordu. Durruti şöyle yanıtladı:

“Halk silahlanmıştır. Artık ordu söz konusu değildir. İspanya’daki bütün işçiler, faşizmin zaferinin açlık ve kölelik anlamına geldiğini biliyor. Fakat faşistler de yenilmeleri halinde onları neyin beklediğini biliyor. Bu nedenle mücadele amansız ve acımasızdır. Bizim için sorun faşizmin ezilmesi, öylesine süpürülüp atılmasıdır ki, bir daha faşizm asla İspanya’da boy veremesin. Faşizmi sonsuza kadar yok etmeye hazırız, hatta cumhuriyetçi hükümete rağmen.”

Van Paassen sordu: “Niçin hükümete rağmen diyorsunuz? Bu hükümet faşist isyana karşı savaşmıyor mu?”

Durruti yanıtladı: “Dünyada hiçbir hükümet yoktur ki faşizmle onu yok etmek üzere savaşsın. İspanya’nın liberal hükümeti çok önce faşist unsurları etkisiz hale getirebilirdi. Bunun yerine oyalamacaya girişti, uzlaştı ve zaman harcadı. Şimdi bile hükümette isyancılara hoşgörü gösterilmesini isteyenler var. Hiç belli olmaz, bakarsınız şimdiki hükümet işçi hareketini ezmek için bu isyancı güçlere ihtiyaç duyabilir.”

Gazeteci yeniden söz konusu çelişkiye dönerek şöyle dedi: “Largo Caballero (Cumhuriyetçi Hükümetin Başbakanı) ve İndalecio Prieto (PSOE’li bakan), Halk Cephesi’nin tek hedefinin cumhuriyeti kurtarmak ve cumhuriyetçi düzeni restore etmek olduğunu söylüyor.”

Durruti şöyle yanıtladı: “Bu o beyefendilerin bakış açısı olabilir. Biz anarşistler devrim için mücadele ederiz. Biz ne istediğimizi biliyoruz. Dünyanın bir yerlerinde, huzuru ve güveni uğruna Alman ve Çin işçilerinin Stalin tarafından faşist barbarlığa kurban edildiği Sovyetler Birliği diye bir yerin var olması bizim için hiçbir şey ifade etmiyor. Biz devrimi şimdi, burada, İspanya’da istiyoruz, gelecekte çıkması muhtemel Avrupa savaşından sonra değil. Biz bugün devrimimizle, Hitler ve Mussolini’ye Rus Kızıl Ordusu’nun verdiğinden daha fazla korku veriyoruz. Biz, Alman ve İtalyan işçi sınıfına faşizmle nasıl mücadele edileceğinin örneklerini veriyoruz.”

]]>
https://karala.org/kara-kose/durruti-cumhuriyetci-hukumete-ragmen/feed/ 0 664
Devrimi Yaşayan ve Yaratan Özgür Kadınlar: Mujeres Libres – Özlem Arkun https://karala.org/dergi/devrimi-yasayan-ve-yaratan-ozgur-kadinlar-mujeres-libres-ozlem-arkun/ https://karala.org/dergi/devrimi-yasayan-ve-yaratan-ozgur-kadinlar-mujeres-libres-ozlem-arkun/#respond Sun, 14 Oct 2018 15:29:00 +0000 https://karala.org/?p=521 İberya*, 1868’den 1936’ya kadar taş üstüne taş konarak hazırlanan bir devrim süreci yaşadı. İberya’daki anarşistler şöyle diyordu, “Devrim yoktan var olmayacak, devrim güçlü ve sağlam bir zemine ihtiyaç duyar, bunu yaratmanız gerekir.” İberya’nın anarşizmle tanıştığı 1868’den itibaren, anarşistler ilmek ilmek bir geleneği ördüler. Eşek üzerinde köy köy gezen anarşistler, gittikleri her yerde baskıya karşı halkın örgütlülüğünün kazanacağını anlattılar.

Toplumsal devrim sürecine giden 70 yıllık dönemde İberya’daki anarşistler kolektivizm ve komünizm eğilimlerini başarılı bir şekilde birleştirerek anarko-sendikalizmi yükseltmiş, toplumsal devrimci anarşizm adına tarihsel bir iş başarmışlardı. Bununla birlikte toplumsal dönüşüm iddiasını hem endüstriyel hem de kırsal alanlardaki işçiler arasında yaymışlardı. 1936 Temmuz’una gelindiğinde CNT’nin üye sayısı 1 milyonu aşmıştı ve hemen hemen tüm sektörlerde CNT’li işçilerin etkilerinden bahsedebilirdi. Bununla birlikte anarşistler, anarşizmin toplumsallaşması için sadece işçi mücadelesinin yeterli olmadığını biliyorlar ve her alanda toplumun tüm kesimlerine yönelik çalışmalar yürütüyorlardı.

Bu dönemde bir taraftan gençler ve yetişkinler için eğitim programları geliştirildi, kültür merkezleri açıldı, ülke çapında geniş tabanlı bir gençlik örgütlenmesi yürütüldü; diğer taraftan da kültür, politika ve sosyal meseleler üzerine anarşist bir perspektif geliştiren dergiler, gazeteler yayınlandı. Bu programların çeşitliliği, anarşist hareketin tarım işçilerinden ev kadınlarına, ev işçilerinden çocuklara kadar birçok kesim tarafından anlaşılmasına ve sahiplenilmesine fırsat verdi. Biz bu yazıda İberya’nın anarşist kadınlarına ve onların mücadele pratiklerine yoğunlaşacağız.

Özgür Kadınlar Buluşuyor

Toplumsal devrime doğru giden yolu, kadınlar da yıllardır arşınlıyordu. Özellikle tekstil sektöründe çalışan kadınlar hem direnişlerde hem sendikal faaliyetlerde aktif bir şekilde yer alıyorlardı. Katalonya’nın bazı endüstriyel bölgelerinde, diktatörlüğün son yıllarında bile kadın çalışması yürüten gruplar vardı. 1928’de, Terrassa’da CNT’li kadınlar, FAI’nin kültür merkezinde bir araya gelerek kendi sorunları üzerine tartışmaya ve eşit ücret, ücretli annelik izni gibi konuları sendika toplantılarında gündem etmeye başlamışlardı. Her ne kadar kadınların bütünlüklü gelişimini desteklemek adına kaynakları sınırlı olsa da, 1936 Temmuz’u geldiğinde Terrassa’lı kadınlar devrime hazırlardı ve daha savaşın ilk günlerinde bir klinik ve bir hemşirelik okulu kurdular.

Barselona’da CNT’ye bağlı Kadın Kültür Grubu (Grupo Cultural Femenino) 1934 yılı sonlarına doğru Asturias İsyanı sonrasında kuruldu. Soledad Estorach’ın da içinde yer aldığı bu grup, kadınların sendika ve devrimci mücadele içerisinde daha aktif bir rol oynamasının önünü açtı.

Madrid’te Mercedes Comaposada ve Lucia Sanchez Saornil de benzer çalışmalar yapmışlardı. Sanchez, başından beri kadınların CNT içinde daha da aktifleşmesi için Barcelona’da yoğun çalışmalar yürütüyordu. Daha sonra Madrid’te Mercedes’le tanıştı ve birlikte, CNT içindeki sendikalarda ve sendika dışında örgütlenen kadın gruplarına bildiriler gönderiyorlar, kadınların hangi meseleler üzerinde yoğunlaşmak ve konuşmak istediklerine dair fikir alışverişinde bulunuyorlardı. Daha sonra bu ekibe Amparo Poch ve Gascon’un da dahil olmasıyla çıkaracakları Mujeres Libres (Özgür Kadınlar) dergisinin altyapısını oluşturmuş oldular.

Mercedes ve Lucia birçok grupla iletişim halinde olmalarına rağmen 1936 yılına kadar Barselona’daki Kadın Kültür Grubu ile bir araya gelmemişti. Onların da bir araya gelmesiyle Mujeres Libres Federasyonu artık gerçek anlamıyla kurulmuştu.

Özgür kadınları bir araya getiren fikirler neydi?

Barselona ve Madrid’teki kadınların buluşmasının ardından kadınların özgürlük mücadelesi de ivme kazandı. Bu ivme hareket içerisinde bir kesim tarafından son derece olumlu karşılanırken, bir kesim ise hareketin “ayrılıkçılığa” neden olacağına ve bu grubun “feminizme” düşme tehlikesine dikkat çekerek bu hareketi eleştiriyorlardı. Fakat kadınlar bunu reddettiler. Mujeres Libres militanlarından Suceso Portales ise “Biz feminist değiliz ve hiç bir zaman olmadık.” diyordu. “ Biz erkeklere karşı savaşmıyorduk… Birlikte çalışmak ve birlikte mücadele etmek zorundayız, yoksa toplumsal devrimi asla başaramayız. Fakat biz bir kadın örgütlenmesine ihtiyaç duyduk çünkü kendimiz için mücadele etmeliydik.” Kadınların özgürleşmesinin “yok sayılarak köleleştirme, üretici olarak köleleştirme ve kadın olarak köleleştirme üçgenine” meydan okuyarak mümkün olacağını söylüyorlardı. Mujeres Libres, kadının özgürlüğünün, ancak kapitalizme ve devlete karşı verilen bütünlüklü bir mücadele ile, anarşizmle mümkün olacağını savunuyordu.

Mujeres Libres’in kuruluşu, kadınların devrim sürecinde anarko-sendikalist hareket ve toplum içerisindeki yerlerine sahip çıkmaları adına önemli bir adım olmuştur. Oluşan bu birliktelik kadınlar arasında güçlü bir topluluk duygusu yaratmış ve bu birlikteliğin kendisi özgürleştirici bir nitelik kazanmıştır. Bireyin özgürleşmesi, topluluktaki diğer bireylerle güçlü bağlar kurmasının bir sonucudur ve oluşan bu topluluk duygusu, bu duyguyu paylaştıkları yıllar boyunca onları dönüştürmüş ve özgürleştirmiştir. Birlikte geçirilen zaman, yapılan planlar ve yeniden şekillendirilen toplumsal alanlarla; bir arada başardıkları her şey kendi potansiyellerine dair daha geniş bir farkındalık kazanmalarını sağlamıştır. Bunlar onların sadece hatıraları değil kendi bireysel dönüşümlerinin de gerçekliğidir. Bu, devrim sürecinden sonra, sürgün yıllarında ve sonrasındaki baskı dönemlerinde de onları güçlü ve bir arada tutan duygunun kaynağıdır.

Özgür kadınlar neler yaptılar?

Mujeres Libres, kadınların sadece mücadele ederek özgürleşebileceğini söylerken iki kavramı öne çıkartıyordu. Kendini gerçekleştime (capacitacion) ve örgütlenme (captacion). Bunlardan birinin eksik kalmasının, kadının özgürleşmesinin önüne geçeceğini savunuyor ve çalışmalarını her ikisinide sağlayabilecek şekilde tasarlıyor ve gerçekleştiriyordu; bu da geniş ve çok yönlü bir yaklaşımı gerekli kılıyordu.

Kadınların kendini gerçekleştirmesinin yollarından biri bireysel gelişimdi. Kadınların okuma yazma bilmesini, cinsel sağlık, annelik ve çocuk gelişimi gibi konularda donanımlı olması gerektiğini söylüyor ve bu amaçla okullar açıyor, farkındalık yaratma grupları oluşturuyordu. Bu okullardan en bilineni Casal de la Dona Treballadora 1937’de Barselona’da açıldı. Bu okulda, okuma yazma ve temel bilimlerin dışında Dünya Tarihi, Fransızca, İngilizce, Rusça gibi dersler de veriliyordu. Ayrıca okulda meslek eğitimine yönelik daktilo, hemşirelik, terzilik, elektrik, tarım eğitimi ve sendikal örgütlenme, sosyoloji gibi konularda da dersler vardı. Buradaki derslere her gün 600-800 kadın katılıyordu.

Mujeres Libres bu enstitülerin tek başına amaca ulaşmaya yetmeyeceğini biliyordu ve kadınlar sosyal ve duygusal dönüşümünü sağlayabilmek için yöntemlerini sürekli çoğaltıyordu.

Henüz devrim sürecinden önce başlattıkları günlük çocuk bakım hizmeti, devrim sürecinde de geliştiriyorlardı. 1934’te Barselona’da çocuklu işçi kadınların mücadele alanlarında daha aktif yer alabilmesi için, gereken zamanlarda onların çocuklarına bakarak bir çözüm geliştirmeye başlamışlardı. O günleri anlatırken Soledad’ın gözleri parlıyordu; “Kadınların evlerine gittiğimizde onlara propaganda yapardık. Özgürlükçü komünizmden ve başka konulardan bahsederdik. Zavallı kadınlar toplantıdan çıktıktan sonra bir de bizim nutuklarımızı dinlerlerdi. Bazen kocaları da evde olur, bizim tartışmalarımıza katılırdı.” Sonrasında Mujeres Libres ilk kongresinde “çocuk bakımının bütün topluluğun bir sorumluluğu olduğunu” savunarak, tüm fabrikalarda ve atölyelerde emzirme ve çocuk bakımı için odalar kurmaya çağırdı ve bunların kurulmasında aktif olarak çalıştı.

Mujeres Libres’in işçi seksiyonu, fabrikalara düzenli olarak ziyaretler yapıyordu. O ziyaretleri şöyle anlatıyordu; “Oradaki işi bazen on beş yirmi dakikalığına bazen bir saatliğine durduruyor ve işçilerle konuşuyorduk. Bu elbette işçi komitesiyle görüşerek yapıyor ve sendikanın desteğini alıyorduk… Bu dersleri çok tekstilden metalurjiye, aydınlatmadan ağaç işçiliğine kadar çok farklı alanlarda tekrarladık. Bazı günler neredeyse elli fabrikaya gidiyorduk” Bu kolektiflere yapılan gezilerin hem kendini gerçekleştirmeye hem de örgütlenmeye denk düşen iki amacı vardı. Hem kadınlarla iş yerindeki sorumlulukları hakkında toplumsal dönüşüm hakkında konuşuyor ve onları örgütlenmeye çağırıyorlar; hem de Mujeres Libres’in tüm işçi komitelerinde ve bütün fabrikalarda temsil edilmesinin önünü açıyorlardı.

İberya’da anarşist kadınlar toplumun her alanında propagandalarını yaygınlaştırmayı çok önemsiyorlardı. Bu amaçla 1936 yılında federasyonla aynı ismi taşıyan Mujeres Libres dergisini çıkarmaya başladılar. Dergide politik konulardan çocuk bakımına, güncel tartışmalardan film eleştirilerine, sağlıktan modaya, özgür aşktan seks işçiliğine kadar çok geniş bir yelpazede yazılar yazılıyor, tüm bu konular anarşist bir perspektiften bakılarak tartışılıyordu. Bu yayınların dağıtımını da organize ediyorlar, İberya’nın her yerine ulaşmasını sağlıyorlardı. Devrim sürecinde Barselona Ramblas’ta bir kulübe kurmuşlar ve yayınlarını buradan da dağıtmışlardı. Bu kulübeyi aynı zamanda halka açık sergiler ve yapılan başka etkinlikler için de kullanmışlardı.

Mujeres Libres bunların yanında Barselona’da yataklı bir doğum hastanesi kurdu. Casa de Maternidad adındaki doğumevinde, doğum ve doğum sonrası bakımın yanında anne sağlığı, doğum kontrolü, cinsellik ve bebek bakımı hakkında bilgiler de veriliyordu.

İberya’nın tamamında kolektifleştirmelerde, kooperatiflerin kurulmasında aktif olarak yer alan Mujeres Libres’li kadınlar toplumun ihtiyaç duyduğu her alanda çalışmalar yaptılar. Devrimin ilk günlerinden başlayarak herkes için yiyecek sağladılar, aşevleri açtılar. Çocuk gelişimine dair fikirlerini geliştirerek eğitime anarşist bir bakış getirdiler. Cinsellik üzerine bilgilendirme çalışmaları yaptılar ve seks işçilerinin özgürleşmesi için bir rehabilitasyon merkezleri kurdular. Mültecilerin yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamak için programlar oluşturdular. Tüm bu faaliyetlerin yanında, kadınlar Franco ordusuna karşı cephede antifaşist mücadeleye de katıldılar.

İberya’da yeşeren bu devrim, ortaya konan pratiklerle, bugün hala hem anarşist mücadeleye hem de kadın mücadelesine ışık tutmaktadır. Kadınların kendilerini ilgilendiren kararları kendilerinin alması ve böylece tarihte aktif bir özne olmaları, bugün hem dünya çapında hem de yaşadığımız topraklardaki kadın mücadelesi için önemini kaybetmemiştir. Çünkü İberya’daki anarşistlerin söylediği gibi “Devrim yoktan var olmayacak,”, Çünkü devrimi ancak, bahanelere sığınmadan, yaşamlarını eline almak için elini taşın altına koyanlarla, kendi hayatlarının ve birbirlerinin sorumluluğunu almaktan kaçınmayanlarla, bitmez tükenmez enerji ve çabayla yaratabiliriz.

*1936 Devrimi tüm İberya Yarımadası’nda etkili oldu.

Özlem Arkun

]]>
https://karala.org/dergi/devrimi-yasayan-ve-yaratan-ozgur-kadinlar-mujeres-libres-ozlem-arkun/feed/ 0 521