Uruguay – Anarşist Dergi https://karala.org Karala Thu, 24 Nov 2022 13:14:38 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9 https://karala.org/wp-content/uploads/2022/01/cropped-C1ZNtCuW_400x400-32x32.jpg Uruguay – Anarşist Dergi https://karala.org 32 32 202283703 Hasta Siempre Querido Companero Juan Carlos! https://karala.org/akis/hasta-siempre-querido-companero-juan-carlos/ https://karala.org/akis/hasta-siempre-querido-companero-juan-carlos/#respond Wed, 12 Oct 2022 13:12:00 +0000 https://karala.org/?p=1572 14 yaşında başladığı özgürlük kavgasını son anına kadar sürdüren Juan Carlos Mechoso yoldaşın 87 yaşında aramızdan ayrıldığını öğrendik.

Uruguay’da anarşizmin bayrağını yükselten FAU’nun militanı; faşist baskı dönemlerinin halk savunma gücü OPR-33’ün gerillası; Especifismo’nun ölümsüz teorisyeni Juan Carlos Mechoso dünyanın her yerinde anarşizm mücadelesinde yaşayacak. Hayatı boyunca anarşizm için mücadele eden yoldaşlara selam olsun.

Arriba los que luchan! Mücadele edenler yukarı!

]]>
https://karala.org/akis/hasta-siempre-querido-companero-juan-carlos/feed/ 0 1572
Dünyadan Anarşizm Uruguay: FAU – Umut Korkutan https://karala.org/dergi/dunyadan-anarsizm-uruguay-fau-umut-korkutan/ https://karala.org/dergi/dunyadan-anarsizm-uruguay-fau-umut-korkutan/#respond Sat, 21 May 2022 17:32:29 +0000 https://karala.org/?p=1457 Bir düşünce ve hareket olarak anarşizm, tarih boyunca dünyanın farklı coğrafyalarında ezilenlerin özgürlük mücadelesi içerisinde örgütçü bir dinamiği taşımıştır. Bu dinamik, toplumsal devrimlerden halk hareketlerine birçok deneyimi içinde taşıyarak bugün hala mücadeleyi sürdürmektedir. Dünyanın pek çok coğrafyasında, anarşist örgütlenmeler ezilenlerin özgürlük mücadelesini örgütlüyor.
Güney Amerika’dan Doğu Asya’ya, Afrika’dan Avrupa’ya her coğrafyada anarşist hareket, birbirinden farklı koşullarda birbirinden çeşitli düşünce ve pratikleri var ederek mücadeleyi sürdürüyor. Biz de yaşadığımız baskı, sömürü ve katliamların sebebi olan iktidarlara, devletlere ve kapitalist sisteme karşı toplumsal devrim fikrini savunan anarşist bir örgütlenme olarak bu farklı deneyimlerin bilinmesini, birbirini etkilemesini ve birbirleriyle dayanışmasını önemsiyoruz. Bu nedenle bu sayımızdan itibaren dünyadaki farklı anarşist örgüt ve deneyimler ele alacağımız ve dünyanın farklı coğrafyalarında aynı mücadeleyi paylaştığımız yoldaşlarımızı selamlayacağımız bir yazı dizisine başlıyoruz.

İlk olarak Uruguay’da uzun bir geçmişe sahip olan ve pek çok direniş örgütleyerek sınıf mücadelesinin ve anarşist geleneğin örgütlenmesinde etkili olmuş, 66 yıldır anarşizmi örgütlemeye ve toplumsallaştırmaya devam eden Uruguay Anarşist Federasyonu’nu konu edineceğiz.

Tarihi

FAU (Uruguay Anarşist Federasyonu) 1956’da, İberya Devrimi’nin üstünden henüz 20 yıl gibi kısa bir süre geçmişken Uruguay’ın başkenti Montevideo’da kuruldu. İberya Devrimi’ni takip eden sürece kadar Uruguay’da oldukça etkili olan anarşist sendikalar bu tarihlerde güçsüzleşmişse de, anarşizm birçok işçi arasında köklü bir gelenek olarak etkisini sürdürüyordu.

Anarşizm, üniversite öğrencileri arasında, yerel ölçekteki dayanışma örgütlerinde ve futbol tribün grupları arasında oldukça yaygındı. FAU’nun kurulması, bu mücadelelerin anarşizmi politik bir zeminde birleşerek örgütlemesini sağladı.

Aslında Uruguay’da FAU isimli ilk örgüt 1923’te kurulmuştu ancak uzun ömürlü olmamıştı. 1956’da kurulan örgüt, 1923’teki FAU’nun geleneğini ve mücadelesini sürdürerek önemli bir toplumsallık yarattı. 1950’li yıllarda tüm sendika hareketini tek bir “koordinasyon merkezi”nde bir araya getirme önerisi yükselişteydi. Koordinasyon merkezi, çeşitli sendikaların işçileri arasında hissedilen ve tartışılan bir ihtiyaçtı. Yakın dönemlerde birkaç sendikanın desteğiyle önemli grevler yapılmıştı,

Örneğin 1947’de patronlar tarafından desteklenen grev kırıcılarla işçiler arasında silahlı çatışmaların ardından donanma işçileri grevi gerçekleşti. 1951’de La Teja mahallesindeki -kamu mülkü olan- ANCAP şirketine ait rafineride çalışan işçileri desteklemek için dayanışma grevi yapıldı. O zamanlar, memurların ve işçilerin büyük bir kısmının örgütlediği sendikalar yeniydi. Grevler “dayanışma sendikaları” yani çeşitli mücadeleleri desteklemek için bir araya gelen ve sınıf mücadelesi farkındalığına sahip sendikalar tarafından gerçekleştirildi.

1955’e gelindiğinde buzdolabı işçileri açlık eylemi yaptı ve eylem esnasında Cerro de Montevideo Mahallesi’nde bazı işçiler devlet tarafından hedef alınarak katledildi. Uruguay Anarşist Federasyonu, bu koşullarda işçi örgütlerinin ve sendikaların birleştirilmesiyle kuruldu. FAU, devletin ezilenlere karşı gün geçtikçe artan baskısına ve saldırılarına bir cevaptı. FAU, 1958 yılında işçilerle üniversite öğrencilerinin birlikte örgütledikleri eylemlerle etkisini artırmaya başladı.

1960’larda Uruguay’da devlet başkanının değişiminden sonra baskı daha da arttı. 1967 yılına gelindiğinde içinde FAU’nun da bulunduğu birçok devrimci örgütün faaliyetleri askıya alınmıştı. 1 sene sonra FAU tamamen illegal ilan edildi. FAU, yasağa karşı yaptığı açıklamada iktidarı “anayasal diktatörlük” olarak tanımladı. Dönemin politik atmosferi içerisinde bu yasağı öngören FAU, illegal mücadeleye ilişkin belli planları zaten hazırlamıştı. Faaliyetlerine yer altından devam etmeye başlayan örgüt, haftalık olarak “FAU Mektupları” yayınlamaya başladı.

Aynı dönemde ROE (İşçi-Öğrenci Direnişi) kuruldu. ROE, sendikaların, işçi örgütlerinin ve anarşist öğrencilerin bir araya geldiği bir FAU organıydı. Yine aynı süreçte FAU kendi silahlı örgütü OPR 33’ü (Halkın Devrimci Örgütü) yarattı. OPR 33, bir yandan gittikçe otoriterleşen rejimin saldırılarıyla mücadele ediyor, bir yandan da sendikaların finanse edilebilmesi için devlet tarafından desteklenen patronları kaçırıp fidye istiyordu. Sendikal mücadele yasal alanda OPR 33 sayesinde gittikçe güçlenmeye başladı.

OPR-33 çok sayıda bankaya, silah ve mühimmat depolarına kamulaştırma eylemleri düzenledi. OPR-33’ün tüm eylemleri ideolojik olarak FAU tarafından organize ediliyordu. OPR-33 o dönemler Güney Amerika’da oldukça yaygın olan ve yalnızca silahlı mücadelenin kazanımını gözeterek mücadele yürüten gerilla hareketlerinden farklı yöntemlere sahipti. OPR-33’ün eylemlerinin çoğu işçi hareketlerini desteklemek için yapılıyordu. İşçilere karşı baskıyı arttıran patronlar kaçırılıyor, bu sayede birçok işçi mücadelesinde baskı koşullarında dahi kazanımlar gerçekleşebiliyordu. OPR-33 1972’de Buenos Aires’e taşındı.

27 Haziran 1973’te Uruguay’da askeri darbe oldu. Başta Komünist Parti olmak üzere tüm sosyalist sol bu askeri darbeyi destekledi. Uruguay’ın en etkili gerilla hareketlerinden olan ELN, kışlalarda darbeci askerlerle birlikte hareket etti. Bunun nedeni darbenin otoriter bir iktidara karşı yapılmasıydı.

FAU, bu darbeye karşı bütün ülkede büyük bir genel grev başlattı. Genel grev 15 gün boyunca tüm Uruguay’da yaşamı tamamen durdurmayı başardı. İşçiler ayaklandı ve darbeye karşı güçlü bir mücadele sürdürüldü.

FAU 1968’de adını koyduğu “anayasal diktatörlüğe” karşı olduğu kadar, “askeri diktatörlüğe” de karşıydı. Fabrikalar, üniversiteler, sağlık merkezleri; işçiler, öğrenciler ve mahalleliler tarafından işgal edildi. Askeri darbeye karşı bu mücadeleyi örgütleyen ROE de bu süreçte gittikçe yer altına çekilmek zorunda kaldı. Uruguay hapishaneleri çoğunluğu FAU’lulardan oluşan birçok devrimci tutsakla doldu.

1976’da ABD tarafından desteklenen faşist bir koordinasyon olan “Plan Condor” Arjantin’de diktatörlüğün kurulmasıyla beraber faaliyete geçti. FAU’nun neredeyse tüm militanlarına yönelik özel operasyonlar düzenlendi. Baskıcı yönetimlerle ve askeri darbeyle ezilemeyen FAU, ABD’nin operasyonlarına da direndi ancak büyük kayıplar verdi. Birçok militanı özel suikastlerle hedef alınırken, Uruguay genelinde binlerce devrimci devlet tarafından kaçırılarak kaybedildi.

Uruguay’da cunta yönetimi 1986’da devrildi. FAU, bu tarihlerden itibaren tekrar örgütlemeye başladığı mücadelesine bugün hala sendikalar, mahalle örgütleri ve toplumsal hareketler içerisinde devam ediyor.

Düşüncesi

Uruguay Anarşist Federasyonu kendini nihai bir amacı olan -toplumsal devrim ve anarşist bir dünyanın yaratılması- politik bir örgütlenme olarak tanımlıyor. Bu noktada temel stratejisini “Poder Popular” (Halkın Gücü) oluşturmak olarak ifade ediyor. FAU militanları sendikal mücadele içerisinde aktif olarak yer alsa da, FAU anarko sendikalist bir örgüt değil.

Bunun nedenini, sendikal mücadeleyi önemsese de, devrimci süreçlerin tüm gerekliliklerinin bir sendika aracılığıyla yerine getirilemeyeceğine dayandırıyor. Bu nedenle politik bir örgütlenme biçimi olarak federasyon tercih ediliyor.

Bakunin ve Malatesta’nın örgütlenme üzerine bazı temel tezlerini baz alan örgüt, kendini espesifist (özgülcü) olarak tanımlıyor. “Especifismo”, Ukrayna Anarşist Hareketi Makhnovşçina’nın devrim sonrasında yarattığı “Anarşist Komünistlerin Örgütsel Platformu” fikrine yakın bir örgütsel model. Sentezci örgüt modeline -farklı anarşist görüşlerin bir araya gelmesine- karşı çıkıyor.

Especifismo, yoldaşlar arasında teorik bir birliğin ve fikirsel bütünlüğün gerekli olduğu düşüncesini taşıyor. Teorik ortaklığın sağlanmaması durumunda mücadelenin başarısızlıkla sonuçlanacağını ve mücadelenin yalnızca devlete karşı çıkmakla kalacağını öngörüyor. Teorik birlik, örgüt içi ilişkilerin ve politik faaliyetlerin kolektif bir biçimde yapılmasını sağlıyor. Ayrıca her bir üyenin birbirini denetlemesi ve geliştirip dönüştürmesini sağlayan kolektif sorumluluk ilkesi aracılığıyla da aktif bir toplumsal örgütlülük ve örgüt üyelerinin birbirlerine güveni sağlanıyor.

FAU, temel perspektifini ve örgütsel yapısını, “ilkeler beyanı”, “tüzük”, “dar anlamda strateji” ve “genel strateji” metinleriyle ifade ediyor. Dar anlamda strateji, örgütün kısa vadedeki hedefleri, genel anlamda strateji ise uzun vadedeki hedeflerini tanımlarken, Federasyon, faaliyet gösterdiği yerel bölgeler üzerinden örgütleniyor. Bu yerellerin her biri stratejik olarak Federasyon’la paralel faaliyet yürütse de, taktiksel özerkliğe sahip. Genel strateji, her yerelin politik olarak bir araya geldiği federal konseyde belirlenirken ihtiyaç duyuldukça güncelleniyor.

Özdisiplini sıkı tutan ve politik hareketliliği önemseyen espesifist bir örgüt olarak FAU, ezilenlerle her alanda dayanışma göstermeyi temel ilkeleri arasında gösteriyor. Devlet ve kapitalizmin baskı, zulüm ve dayatmalarına karşı verilen toplumsal mücadelelerde var olmayı ve bunları büyütmeyi sağlayan bu ilke “inserción social” (toplumsal katılım) olarak tanımlanıyor.

Eylemi

FAU federalist bir yapıda örgütleniyor ve FAU militanları birçok sendikanın içinde aktif bir şekilde sınıf mücadelesi yürütüyor. Ayrıca Cerro ve La Teja mahalleleri yoğunluklu olmak üzere mahalle çalışmalarını da sürdürüyor.

Uruguay’da neoliberal politikalar izleyen iktidarın baskılarına rağmen FAU mücadeleyi sürdürüyor. Kapitalizmin küresel anlamda baskılarına karşı enternasyonal mücadelenin önemine değinen FAU, kıta ölçeğinde birlikteliği sağlamak üzere Brezilya Anarşist Koordinasyonu (CAB) ve Rosario Anarşist Federasyonu (FAR) ile birlikte 2019’da Latin Amerika Anarşist Koordinasyonu’nu (CALA) kurdu.

Güney Amerika’da örgütlü anarşizmi yasaklara, sürgünlere, kaçırmalara, kayıplara, suikastlere, darbelere, katliamlara rağmen büyüten yoldaşlarımızın mücadelesini selamlıyoruz.

Arriba Los Que Luchan!
Mücadele Edenler Yukarı!

]]>
https://karala.org/dergi/dunyadan-anarsizm-uruguay-fau-umut-korkutan/feed/ 0 1457
Covid-19 Pandemisi Hakkında Enternasyonal Anarşist Bildiri https://karala.org/akis/covid-19-pandemisi-hakkinda-enternasyonal-anarsist-bildiri/ https://karala.org/akis/covid-19-pandemisi-hakkinda-enternasyonal-anarsist-bildiri/#respond Wed, 09 Feb 2022 16:09:34 +0000 https://karala.org/?p=1235 Ya hepimiz güvendeyiz ya hiç kimse!

Covid-19 pandemisi insan yaşamının her alanını etkiledi ve insanların fiziksel ve mental sağlığı, sosyal ilişkileri ve toplulukları, geçim koşullarımız ve hareket etme özgürlüğümüz üzerinde yıkıcı etkileri oldu. Ayrıca etkili siyasi eylemler örgütleme kabiliyetimizi önemli ölçüde kısıtlayarak devletin elini güçlendirdi.

Küresel kapitalizmin sürekli büyüme ve kâr ihtiyacı ve temel sorunları daha da görünür oldu. Devletin küresel kapitalizme ve onun ihtiyaçlarına verdiği destek; hastalığın ortaya çıkışının, yayılmasının ve trajik sonuçlarının nedeni olmuştur. Devrim ihtiyacı hiç bu kadar belirgin olmamıştı.

Ancak biz tüm bunlara direnmek için mücadele ederken, işçi sınıfı hareketinin zayıflıkları da ortaya çıktı. Ölü sayısının sürekli arttığını, sağlık hizmetlerinin yetersizliğini, esas işçilere gözden çıkarılabilir olarak muamele edildiğini ve imkanı olmayanlara fatura edilen ekonomik maliyetleri gördük fakat direniş olması gerekenin altındaydı. Bununla birlikte pandemi, toplumsal dönüşümün anahtarı olan duygu ve eylemleri de ortaya çıkardı: dayanışma, karşılıklı yardımlaşma, öz-örgütlenme ve enternasyonalizm.

Son birkaç on yılda ortaya çıkan Covid-19 ve diğer zoonotik hastalıklar, küresel kapitalizmin yayılmasından kaynaklanmaktadır. Kapitalizm kerestecilik, madencilik ve tarım ticareti için giderek daha fazla araziyi işgal ettikçe, vahşi hayvanlar yaşam alanlarını kaybediyor ve insanlarla temasa geçerek, hastalıkların diğer türlerden insanlara “yayılma” potansiyeli ortaya çıkıyor. Bu durum, dünya çapında büyüyen orta ve üst sınıfların egzotik hayvan etine olan talebiyle daha da kötüleşiyor.

Devletin ve Patronların Tepkisi

Bazı devletler sıfır Covid stratejisi uygulasa da çoğunluk hastalığı önlemek yerine hafifleterek sürdürmeyi hedefledi. Bunun esas nedeni, kârı halk sağlığının önüne koyarak ekonomiyi mümkün olduğunca devam ettirmek istemeleriydi. Bunun sonucu ise pandeminin gereğinden uzun sürmesi oldu. Zaten asgari ücretle çalışanlardan oluşan işçiler, daha fazla sömürülerek krizin yükünü çektiler. İyi finanse edilen sağlık hizmeti sistemlerinin olmaması sayısız ölüme neden oldu ve yetersiz ücret yüzünden bir sürü işçi çalışmaya zorlandı. Bu arada, birçok şirket kârlarını artırdı ve zengin ve fakir arasındaki uçurum arttı.

Bazı devletler için aşı, Covid ile mücadele stratejisinin ana unsuruydu. Aşı Covid ile mücadelenin önemli bir parçası olsa da asıl önemli olan temel halk sağlığı önlemleridir. Fakat devletler ilaç şirketlerine devasa kâr sağladığı için aşıya bel bağlamayı tercih ettiler. Bu sayede tüm halk sağlığı önlemlerini kaldırarak insanların çalışmaya ve tüketmeye devam etmesini sağladılar.

Aşının piyasaya sürülmesiyle birlikte küresel eşitsizlik de gözler önüne serildi. Aşıların çoğu, ödeme gücü olan daha zengin ülkelere gitti. Daha fazla aşı üretilebilmesi için patent haklarından feragat etme çağrıları kulak ardı edildi çünkü ilaç şirketlerinin kârları devletler için daha önemliydi. Uluslararası bir işbirliği veya dayanışma örgütlemek yerine her halk kendi kaderine terk edildi. 

Örgütlü Anarşizmin Tepkisi

Örgütlerimiz; patronlar ve devletler harcadıkları parayı geri almak için uğraşırken güvenli iş yerleri ve eğitim kuruluşları için, toplumda karşılıklı yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak ve işçilere yönelik saldırılara direnmek için mücadele etti.

Her zamanki hareketliliğimizi engellediği için karantina bizim için zor bir zamandı. Yine de anti-karantina hareketine katılmadık. Örgütlü anarşistler öz örgütlenmeye inanır. Devletin uymak zorunda olduğumuzu söylediği kurallara değil, kolektif olarak geliştirdiğimiz kendi kurallarımıza uyarız. Karantinayla ilgili sorunun temeli budur; halkla ilgili olmayan kurallar halka dayatılmıştır.

Bu kurallar halkın kendi deneyimleri yerine devletin ve patronların farklı gereksinimleri referans alınarak geliştirildi. Bu da büyük bir kafa karışıklığına ve çelişkili mesajlara neden olarak genel bir karışıklık yarattı. Böylece ne insanlar ne iş yerleri ne de diğer kurumlar bu yönergeleri uygulamadı.

Bizim fikirlerimiz örgütlü anarşizmin öz örgütlenme, dayanışma ve karşılıklı yardımlaşma ilkelerine dayanır. Devletin bize ne yapacağımızı söylemesine ihtiyacımız yok, ya da devlet sömürüyü devam ettirmek istiyor diye kendi sağduyumuza karşı gelmeyeceğiz. Elbette riskli işlerde çalışırken insanların doğru olanı yapması zordur. Bu yüzden herhangi bir strateji için sınıf mücadelesi ve örgütlenme hayati bir unsurdur.

Devrimci Bir Hareket Yaratmak

Örgütlü anarşistler kapitalizmin, devletin ve hiyerarşilerin olmadığı tamamıyla yeni bir toplum olmadan insanlığın sadece hayatta kalabilmek için mücadele edebileceğine inanır. Öncelikle bu pandemi tek seferlik değil. İnsanlar, diğer türlerle ve doğayla kurduğu sömürücü ilişkileri devam ettirdiği sürece başkaları da tekrar edecektir. Kapitalizmin altında yatan potansiyel tehlikeler gün yüzüne çıkmıştır. Biyoçeşitliliğin azalması, yaşam alanlarının ve doğanın tahrip edilmesi ve iklim değişikliği, insanların dünyadaki varlığının altını oymuştur. Kapitalizm ve onun büyüme ekonomisi dünyanın tüm mevcut kaynaklarını yağmalayarak bu süreci hızlandırmıştır. Başlangıçta biz de birçok kişi gibi, pandemi deneyiminin doğaya saygı ve daha çok karşılıklı yardımlaşma ve dayanışmaya dayanan yeni bir yaşam şeklini uyandıracağını düşündük. Fakat bu iyimserlik çabucak kaybedildi; insanların tüketime ara vermeden devam etmesini hedefleyen devletlerin saldırılarıyla yeniden çalışmaya ve üretmeye zorlandık. Hava yoluyla seyahatin desteklenmesi iklim değişikliğinin tamamen göz ardı edildiğinin en önemli örneğidir. Fosil yakıt kullanımı, kerestecilik ve ormansızlaşma pandemi boyunca devam etti. Kâr elde etmeyi sürdürmek pahasına her şey göze alındığı için iklim değişikliği bir süre daha geri planda kalacak.

Önümüzdeki süreçte halk çoğunlukla Covid’in bedelini işçi sınıfına ödetmek isteyen patronların ve kapitalizmin saldırılarına karşı koymaya odaklanacak. Zamanımızın çoğunu bu ekonomik savaşlar için harcayacağız. Birbirimize destek olabilmek için işçi sınıfının birlik olması ve en kötü durumda olanların iyice desteklenmesi için mücadele etmeliyiz. Dezavantajlı toplumsal gruplarda, sendikalarda veya iş yerlerinde herkesin kendi köşesinde sadece kendisi için mücadele etmesindense karşılıklı yardımlaşma ve dayanışmaya ihtiyacımız var. Çalışmanın tüm doğası sorgulanmalı. Hangi işin gerçekten önemli olduğunu açıkça görebildiğimiz pandemi süresince bu belirginleşti. Bunu yapmak çok zor çünkü insanlar, işleri gezegene ve kendilerine zararlı olup yabancılaşmalarına neden olsa bile -anlaşılır bir şekilde- işlerini bırakmak istemiyor.

Tarihsel görevimiz devrim ihtiyacını yükseltmeye devam etmektir. Sadece karşı karşıya olduğumuz acil sorunları önlemeye odaklanarak birkaç kırıntı elde etmeyi hedefleyemeyiz. Tüm sisteme meydan okumak zorundayız. Her stratejinin temeli, en küçük parçayı göz önüne alarak belirlense de enternasyonal bir perspektife de sahip olmalıyız. İnsanların yaşamlarını ev, komşular, topluluk ve yeşil alanlar gibi yakın çevreyle sınırlamaya zorlayan pandemi deneyiminden ders çıkarabiliriz. Çok daha büyük değişimleri yaratan hareketlerin başladığı yer, kendi başımıza deneyimleyebileceğimiz küçük şeylerin çok yakınındadır.

Bununla birlikte, ihtiyaç duyulan değişiklikler hem çok büyük hem de birbirine bağlı olduğundan daha geniş bir perspektif de çok önemlidir. Her sorunun temel nedeni, devletin kapalı kurumlarında alınan kararlar ve sadece kârla beslenen sermaye güçlerinin ihtiyaçlarıdır.

İklim değişikliği küresel bir sorun olsa da, pandemi çok daha acil ve kişiseldi. Hepimiz, birbirimizden sorumlu olduğumuzun farkına vardık.  Bu, daha enternasyonal hareketler geliştirme potansiyeline odaklanmamız gerektiğini gösterdi. “Ya hepimiz güvendeyiz ya hiç kimse” sloganı birçoğumuzun düşüncesinin parçası oldu. Gelecek, bizi kapitalizmden topyekûn kurtuluşa ve anarşist bir topluma götürecek olan, gündelik endişeler ve taleplerin ötesinde bir hareketi; en aşağıdaki tepkinin üzerine inşa edebilmemize bağlıdır.

Özgürlükçü Alternatif (AL/FdCA) – İtalya
Anarşist Komünist Grup (ACG) – Britanya
Anarşist Federasyon (Αναρχική Ομοσπονδία) – Yunanistan
Aotearoa İşçi Dayanışma Hareketi (AWSM) – Yeni Zelanda
Brezilya Anarşist Koordinasyonu (CAB) – Brezilya
Rosario Anarşist Federasyonu (FAR) – Arjantin
Uruguay Anarşist Federasyonu (FAU) – Uruguay
Platform: Anarşist Komünist Federasyon (die Plattform) – Almanya
Katalunya Özgürlükçü Örgütü (EMBAT) – Katalunya
Karala – Ankara
Özgürlükçü Hareket (LA) – İsviçre
Melbourne Anarşist Komünist Grup (MACG) – Avustralya
Özgürlükçü Sosyalist Örgüt (OSL) – İsviçre
Kara Kızıl (Roja y Negra) – Buenos Aires
Özgürlükçü Komünist Birlik (UCL) – Fransa, Belçika, İsviçre
Özgür Yol (Via Libre) – Kolombiya
Zabalaza Anarşist Komünist Cephesi (ZACF) – Güney Afrika

https://www.anarkismo.net/article/32533

]]>
https://karala.org/akis/covid-19-pandemisi-hakkinda-enternasyonal-anarsist-bildiri/feed/ 0 1235